Oğlum Sosyalleşiyor

Evde oyuncaklarıyla, okulda arkadaşlarıyla, aile ve akrabalarıyla, anne ve babasıyla çok mutlu Taha...

Jimnastiğe başlatmak istediğimizde ¨anne bunları sen evde yaptır¨ dedi, baskete yazılalım dediğimde ise babamla zaten basket sahalarında oynuyorum deyip deneme dersine bile gitmek istemedi. 5-6 yaş arası arkadaşlarının çoğu bale, judo, aikido, piano, futbol, drama gibi toplu derslere katılırken Taha sadece sevdiği ve bildiği kişilerle oynamak ve spor yapmak istiyordu. Oğlumla her oyun ve sporda çok eğleniyorum ve onunla baş başa harika vakit geçiriyorum fakat özgüvenli ve geleceğe hazır çocuk yetiştirmek için bencilliği bir kenara bırakmalı ve ileride kendi ayaklarının üzerinde duran bir şahsiyet olabilmesi için oğlumun sosyalleşmesine ve tanımadığı bilmediği kişilerle de iletişim sağlaması, bir şeyler paylaşması, utangaçlığını yenmesi, hem de sağlam akıl sağlam vücutta bulunur diyerek, sınıf öğretmenimizin de ¨çocukların daha iyi yazı yazması için muhakkak bedenlerini iyi kullanmalarına teşvik edin ve jimnastik dersi aldırın¨ demesiyle okul çıkışı kendimizi Etiler Lisesi spor salonunda 3 yaştan itibaren ders veren harika Fatih hocamızın sınıfında bulduk.

Sınıfa girmek istemeyen çocuklar, 1 saat sonunda ders bitiminde ders bitti çıkabilirsiniz diyen hocayı duymamazlığa gelerek hoplamaya zıplamaya devam ettiler... Neyse ki henüz kucağımıza alarak kapılardan zorla da olsa geçirebileceğimiz kilodalar!!! Yine de teyzesine, jimnastik değil topla oynanan spor istiyorum diyen Taha için araştırmalara başlıyorum ve birçok yerde okulu olan basket takımı Anka okullarına ismini yazdırıyorum. 

Cumartesi saat 12:45 gelin dediler ve 13:00-14:00 arası Levent'te tertemiz bir ortaokulun kapalı basket sahasında antremanlara başlamak için evden çıkıyoruz. Arabada "istemiyorum, gitmiycem, babamla oynarım, futbol istiyorum...vs "gibi bahanelere rağmen arabayı park edip okula doğru yürüyoruz. Islık ve top sesleri artıyor fakat sahanın kapısını açtığımızdaki ses ve hareketlilik karşısında Taha 5 adım birden geri adım atıyor ve ¨kesinlikle girmiycem¨ diyor, sesi ağlamaklı... Annesi olarak çok hızlı bir karar vermem gerekiyor. İlk düşüncem her yerde okuduğum "zorla bir şey yaptırmayın" sözü hızla aklımdan geçerken, bir buçuk yaşından beri basket maçlarına giden ve birden fazla takım oyuncularını ezbere bilen, hem seyretmeyi hem oynamayı seven oğlumun kendisine bir şans vermesi gerektiğine inanarak... ¨ben girip seyredicem, hepsi senin yaşlarında istersen gel istersen dışarda bekle¨ diyerek kapıyı açıp içeri girip en alt sıraya bağdaş kurarak biraz da yayılarak oturuyorum, kapıyı açık bıraktım, yanıma geleceğini biliyorum.

Yüzümde gülümseme tatlı çocukları seyrederken Taha kapıya daha çok yaklaşıyor. Hadi gel dediğimde zar zor gelip oturup seyrediyor. Korkusunu biliyorum "başaramamak". Bunu hissedince "Taha şuraya bak en kısa ve küçükler basket atıyor, büyükler atamadı hala" diyorum... Küçüğüm ama başarabilirim diye düşünmeye başlayarak, ikna yoluyla eşofmanları çıkarıp hocanın istediği şort t-shirt formasını giydiriyorum, sıra onun yaş grubuna geldiğinde topların olduğu köşeye koşarak giderek harika bir saat geçiriyor.

Ertesi gün babasıyla gittiğinde "ya atamazsam diye oynamak istemiyorum" demiş!!

Üçüncü gidişi teyze ve anneannesiyle oldu, gittikçe ısınıyor. Dördüncü gidişimizde formasını giydiği anda "anne top almaya gidebilir miyim" dedi ve koşarak oyuna girdi ve ilk basketini attı.

22 Ekim 2017. İşte oğlumun başardığı daha da önemlisi çalışırsa, devam ederse, uğraşırsa her şeyi yapabileceğine inandığı gün!

İyi ki zorlamak olarak görmeyip kapıdan dönmemişiz iyi ki denemenin başarmanın zorlu yollardan geçmek uğruna da olsa sonunda mutluluğun savaşçı bir ruhla kazanıldığını hepimiz gördük...

Sevgili anne babalar, o sıcacık kollarımızda güven içinde sarıldığımız çocuklarımızı zamanla engebeli arazilerde bırakalım tek başlarına düşe kalka da olsa, mücadele etmeyi ve asla vazgeçmemeyi öğrenmeleri için kendileri büyürken bizim de onlarla gelişmemiz için bizsiz de başarılı ve mutlu olabileceklerini görmeleri için, onlara fırsat verelim. Her düştüklerinde biz kaldırırsak, bir gün yanlarında olmadığımızda da kalkabilmeleri ve devam etmeleri için her ortamda her şehir ve her ülkede ve her hava şartında, her işte, her sohbette kendileri olmaları için onların sosyalleşmesine, bağımsız olmasına, güçlü ve başarılı olmasına yardım edelim....

İşte gözleri yaşlı sesi kırık da olsa, o kapıdan geri dönmemek belki de en büyük adım, en doğru karardı, ikimiz için de...

Sevgiyle kalın.

Hanen


kişi tarafından beğenildi      2926 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share