Adandıkça Eksilmek

Anne olmak ve kadın olmak ne kadar da aynılaşıyor bazılarımız için. Birbirinden bu kadar ayrı iki kavram nasıl da birbirinin yerine geçiyor. Nasıl da unutuluyor anne olunca kadın olmak. Nasıl da yüceltiliyor kadın olunca anne olmak. Oysa ki aynı ağaçta farklı meyveler yetiştirmek gibi olmalıyken kendini adayarak nasıl da kendini yok ediyor kadın.

"Kendimi çocuklarıma adadım" cümlesini duyunca ya da bu mantıkla hareket edenleri görünce tüylerim ürperiyor. Bunun sevgiyle ya da çok ama çok sevmekle hiç ilgisi yok. Çocuklarını her zaman kendinden önde tutmuş, bundan bir kere bile şikayet etmemiş bir annenin kızı olarak bildiriyorum "kendinizi çocuklarınıza adamayın". Çok sevin, annelik zaman zaman belki de her zaman fedakârlık ister elbette o da tamam zaten ama iş adama boyutuna gelince bambaşka bir hal alıyor. Çocuğu bir şeyden eksik kalmasın, en pahalı markalardan giyinsin, ama kendi doktora gitmeyi ötelesin, en pahalı oyuncakları alsın feda olsun ama kendi kendine alacaklarını hem de ihtiyaçlarını kıssın. Bunun sevgiyle ilgisi yok cidden yok yani, yok derken böyle yapanlar ölüp bitiyor ve çok seviyor yapmayanlar da daha az seviyor diye bir şey yok. Bu tamamen kendini yeterince sevmemekle ilgili, kim bilir altında benim aklımın ermediği daha neler yatıyor.

Sonsuz sevgi ya da çok seviyorum dediğimiz şey her şeyin en iyisini, her istediğini, en pahalısını, ne olursa olsun alınmalıyı, olsun ben kendime almam ama o eksik kalmasını içeren bir duygu değil ya da olmamalı en azından. Bu sürekli yapılabilecek bir şey mi bilmiyorum bizim için değil çünkü. Bugün aldığım/almadığım pahalı eşya, giysi ve oyuncakların maddi değerlerini yaşıyla katlayarak sürekli alamam/almam. Bunu hem maddi olarak yapamam hem de yapılmasını doğru bulmuyorum. Bu yaşta aldıklarımızın ya da sınırlamadıklarımızdan ileride şikayet etmeyeceksek ne ala. Ancak açıkçası buna da ihtimal vermiyorum çünkü sınır dediğimiz şey bugün oyuncakla belirlenirken misal 17 yaşında bambaşka belirlenecektir diye düşünüyorum.

Çocukların okuldaki arkadaşlarından aşağı kalmasın diye en iyi markalarla giydirilmesi çocuk için oldukça önemsiz, anne baba için hatta sadece anne için hayati önem taşıdığından, olay aslında çocuktan çıkmış tamamen annelerin gövde gösterisi haline gelmiştir. Yapmayın etmeyin, bilmiyor onlar sizin bu bildiğiniz pahalı markaları, dahası umurlarında bile değil. Bu konuyu önce öğretiyor sonra sanki aslında bizim hiç katkımız yokmuş gibi öğrettiklerimizden yakınıyoruz. Hep çocuğum için diyorsunuz ya demeyin, hem bizim için hem çocuğum için olsun cümleniz. Çünkü ne sevmediği birine katlanmalı insan çocuğu için ne de olmadığını yaşamalı. İkisi de nasıl yük çocuğunuza, üstelik ikisi de nasıl da sürdürülemez. Çünkü bu cümlelerle beraberinde "ama ben onun için her şeyi yaptım"ları, "onun için katlandım"ları  hatta eskilerin “saçımı süpürge ettim”lerini getiriyor.

Sadece anne olarak var olmak, bir çocuğa sahip olmak tamamlamıyor da bir kadını, kendini bırakmak eksiltiyor. Annelikle, kadın olmak ya da birey olmak bir şekilde kökleri ayrı olsa da sarmadı mı birbirini, o zaman önce kendinden vazgeçmiş, sonra eş olmaktan vazgeçmiş oluyorsun, annelik geldiği gibi diğerleri çıkıp gidiyor kapıdan. İşte bu yüzden illa bir şeye adayacaksa bir kadın kendini, kendine adarsa gerisi bir şekilde geliyor.


kişi tarafından beğenildi      459 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share