YOĞUN BAKIM, ANNE-BABA VE HASTANE ÜÇGENİ

Bebek yoğun bakım, anne ve hastane üçgeninde doğru nedir, biz neredeyiz?

Bebeklerin doğum haftası ne kadar erken olursa yoğun bakım ihtiyaçları o kadar artıyor. Doğum kilosundan daha çok doğum haftasının önemli olduğu bu durumda aslında 35 haftada doğan 3000 gram bir bebeğe 30 haftada doğan 2500 gram bir bebeğin yoğun bakım olasılığı elbette daha düşüktür. Ne kadar sağlıklı biçimde 38 hafta ötesine taşınabilecek şekilde anne karnında kalırlarsa akciğer olgunlaşmaları o kadar iyi oluyor. Bunun dışında bebekler gününü tamamen doldurmuş olsa bile akciğer sıvısını atmakta zorluk çekebiliyorlar ve 39. hafta kabul edilen ideal doğum zamanında bile bu olasılık %2 civarında  gerçekleşebiliyor. Anne karnında fazlaca kalıp 40-41 haftayı aşan bebeklerde de amnios sıvısı azlığı, plasental kan akımı yetersizliği ya da mekonyum aspirasyonu gibi nedenlerle yoğun bakım gerekebiliyor.

Doğum öncesi, doğum sırası ya da hemen sonrası gelişebilecek enfeksiyonlar, kan uyuşmazlığı ya da subgrup uyuşmazlığı nedeniyle ağır kansızlık ve bilirubin yüksekliği(sarılık), beslenememe nedeniyle kan şekerinin yükseltilememesi (hipotermi), vücut ısısının ideal düzeyde sağlanamaması (hipotermi), morarma gibi pek çok durumda bebek yoğun bakım bize bebeğimiz için çok emniyetli bir ortam sağlayacaktır.

Bebeğin tüm gebelikte izlemini yapan biz kadın-doğum hekimlerini bu konu çok yakından ilgilendiriyor. Hem anne, hem de bebeğin en ideal bakımı alması yanısıra, doğru bilgilendirilip, endişe ve kaygı halinin sınırlanması gerektiğini düşünüyorum. Yoğun bakım gerekçesi her ne ise bütün açıklığı ile aileler ile paylaşılmalı ve bütünüyle hakları olan doğru bilgilenme ve günün belli saatlerinde bu bilgilendirilme güncellenmelidir. Bebeğin bakımı sırasında aile ile karşılıklı destek ve işbirliğinin sağlanması ailenin de içinde olduğu tüm ekibin işini çok rahatlatacaktır.

Burada çok hassas olduğunu düşündüğüm bir noktayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Eğer ağır bir enfeksiyon varlığı ya da tehdidi söz konusu değilse, anne ve babanın uygun koşullarda bebeği görmesi ve mümkünse teması sağlanmalıdır. Bu bir gereklilik ve haktır. Bir çok kurum kendine ait gerekçelerle tamamen haklı haklı, kısmen haklı ya da tamamen haksız sınırlamalar getirebiliyor. Sadece akciğer sıvısını atmak için zamana ihtiyacı olan, solunum sorunu ile küvözde solunum desteği alan, kan şekeri, vücut ısısı normalleştirilmeye çalışılan ya da normal bilirubin düzeylerine ulaşmak için uğraşılan bebeklerde anne ve babanın bebeği görmesinde ne sakınca olabilir? Enfeksiyon riski olan bebekler ya da enfeksiyon nedeniyle tedavi görenler için elbette takip eden yoğun bakım ekibi bebeğe özel kararı verecek ve aile ile bunu adil biçimde paylaşacaklardır. Ancak bunun dışında gerekli şartların sağlanıp bu özel bağın tedaviye vereceği büyük desteğin bir an önce yapılanması gerekir. Zira anneler bu arada anne sütünün başlaması, artması için hastane odasında yanlarında bebekleri yok iken ve çoğunlukla bebeklerini almadan evlerine yalnız taburcu olarak mücadele etmektedir.

Evlerinde günlük duşlarını alıp hastaneye tırnakları kesilmiş olarak başvuran anne-baba, elleri batikon ve fırça ile dirseklerine kadar yıkanmış biçimde, tek kullanımlık uzun ameliyathane önlükleri, maske, bone ve ayaklarında galoşlar ile yoğun bakıma girebilirler. Hastanelerde yoğun bakıma ayrılan alanın genişliği, bölümlendirmesi, personel sayısı, bebek muayene saatleri, özel ve acil uygulama saatleri ve nöbet değişimi gibi yoğun zamanlar dışında özel ya da devlet kurumu olsun bir çok kurum bu özel hizmeti sağlamaktadır. Bu konuda katı biçimde yoğunbakıma hiçbir şekilde, üstelik tıbbi olarak çok da mümkün iken  anne ve babayı almayan ve günlerce bu teması engelleyen kurumların bu tutumunu yeniden gözden geçirmeleri gerekiyor. Zira anne ile yenidoğan bir bebeğin temasını engellemek sizce de biraz sert ve acımasız olmaz mı?? Kendi adıma bu uygulamayı yapan kurumlarla işbirliği yapmamayı ve gaddarlık olarak nitelediğim bu tavra ortak olmamayı tercih ediyorum.

Toplum olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz empati değil midir? Anne sütünün ne kadar önemli olduğunu bu kadar vurgularken, anne-bebek ilişkisinin bu noktanın temeli olduğunu neden atlıyoruz? Bir annenin yeni dünyaya getirdiği yavrusuna dokunmasında ne gibi bir sakınca olabilir? Bu konuda biraz düşünmeye ne dersiniz?

Çok sevgilerimle...


kişi tarafından beğenildi      486 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share