Açıklanamayan Kısırlık Olur mu?

Kısırlık terimini hiç sevmediğim için izninizle tıbbi adı olan infertiliteyi kullanacağım.

Bir yıl boyunca çocuk sahibi olamayan çiftleri tetkik ettiğimizde bu çiftlerden %10-12 sinde bir sorun bulamayabiliriz. Bu çiftlerin tanısını‘’açıklanamayan infertilite’’ olarak tanımlıyoruz. Burada söylenmesi gereken en önemli nokta, bir sorun olmadığı değil, elimizdeki imkanların bu çiftlere ait nedeni bulamamasıdır.

İlaçlı rahim filmi ile rahim içi doku ve tüplerin değerlendirilmesi, dört boyutlu ultrasonografi ile rahim içi dokunun haritalandırılması, spermiogram ve kadının yumurtalık rezervinin değerlendirmesi yapıldığında %85-90’ a yakın oranda sorunu tesbit etmiş oluyoruz. Ancak sperm ve yumurtadaki detay anormallikler, döllenme yeteneğini azaltabileceği gibi sağlıklı embriyo elde edilmesi bazen genetik ve edinsel pek çok faktörden etkilenebiliyor. Tüplerin ya da rahim içi dokunun anatomik olarak normal görünmesi mükemmel işlevsellik anlamına gelmiyor.

Net nedeni saptayamadığımız bu grupta siklus başına (ay başına) düşen doğal yolla gebelik oranı %3-5 te kalıyor. Bu oran ilk bir yılında uğraşan, 35 yaş altında olan ve tamamen sorunsuz görünen çiftlerde %15-20 civarında… Yani aslında açıklanmayan infertilitede çiftlerin az da olsa doğal gebelik şansı devam ediyor. Ancak bu kolay şansa ulaşacak çiftleri belirlemek mümkün olamadığından zaman aleyhimize işleyebiliyor, bu nedenle bir yılın bitiminde tedavi programına alıyoruz.

Bu durumda belki biraz başka bir noktada dertleşebiliriz. İnfertilitenin kadına ya da erkeğe ait nedenlerini bulup uğraşmaya başladığımız çoğu çiftte ‘’ondan kaynaklanıyor’’ söylemi her zaman olmasa da yüz ifadesini görüyorum. Hatta bazen tavır ve hareketler de biraz negatif olabiliyor. ‘’Biz’’ çift olduğumuzda artık sorunlarımız ortaktır ve beraber göğüslemeliyiz. Açıklanamayan infertilitede sorun saptayamadığımız için ‘’suçlu’’ bulamadığımızda bazen çiftin yüzünde buna ait şaşkınlık, bazen kendi şahıslarına ilişkin bir rahatlama, bazen huzursuzluk görüyorum.. Açıklayamadığımız problem; tıbbın imkan verdiği testlerle ulaşamadığımız problem demektir. O zaman da tedaviyi bu gerçekle bütünleyerek, ve detaylara yoğunlaşarak devam ettiririz.

Aşılama başarısı bu çiftlerde deneme başına %10-15 civarında kaldığı için 35 yaş altı kadında 2-3 siklus denenebilir, ancak sonrasında aşılama tedavisine devam etmek anlamlı görünmüyor. 2-3 aşılama başarısız olmuşsa, kadın 37 yaş üzerinde ise ve 2 yıldan daha uzun infertilite süresi varsa doğrudan tüp bebek uygulamalarına geçmek daha mantıklı görünüyor


kişi tarafından beğenildi      1404 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share