ANNE BEN KENDİM UYUYABİLİRİM

Hamile olduğunuz haberini verdiğinizde bazı yakınlarınız “hoş geldin uykusuz geceler” diyerek yaşadıkları zorlukları ve olabilecek felaket senaryolarını bir bir anlatmaya başlarlar. “Arabada uyuduğu için gece arabayla gezdiriyorduk” gibi :)

Çoğu anne adayı bunlardan ziyade pozitif durumları öğrenmek ister. Yararına olabilecek bazı bilgileri almak ister belki de.

Uykusuz geceler ise kaçınılmaz bir durum değil. Sağlık sorunu olmayan her bebek, nasıl ki anne karnında düzenli uyuyor, uyanıyorsa buna yakın bir ortamı bebeğimize sunarsak sonuç anne karnındakinden çok da farklı olmayacaktır.

Bunun formülü temas ve bebeğimizi okumakta gizli. Anne kokusunu alan, kalbinin atışını duyan bebek kendini güvende hisseder. Bu bir bebek için en önemli unsurlardan biridir. İhtiyaçları anne karnında olduğu gibi karşılanmalı, ne zaman isterse, ne kadar isterse emebilmeli. Tamam bu bebek doydu denilerek meme ağzından çekilirse güvensiz bebeğinize hoşgeldin diyebilirsiniz. Evet, bu kadar önemli. “Aman ne olacak ki” diye düşünülen bazı detaylar bebeğinizdeki sorunların temelini oluşturabilir.

Bu daha anne karnında başlar aslında. Bebeğiniz istenen bir bebek mi? Tüm bunlar bebeğinizin karakterindeki yapı taşlarını işler. Stresli hamilelik, sağlıksız beslenme, vazgeçilemeyen bağımlılıklar gibi durumlar sağlıksız bir sonuç doğurabilir.

Stres bazı durumlarda kaçınılmaz olabilir evet, ancak bebeğimiz için mümkün mertebe huzurlu olmaya gayret etmemiz gerekiyor. Özellikle anlayışsız bir çevreye sahipsek bu ortamdan mümkünse uzaklaşmak en doğrusu olacaktır.

Bebeğinizin dünyaya geliş yolu yani sezaryen ya da normal doğumla dünyaya gelmesi dahi çok etkili bir faktördür. Yapılan araştırmalara göre doğumda gerçekleşen travmalar kişilerin karakterinde önemli bir role sahip olabiliyor.

İki bebeğime de isteyerek sahip oldum. İkisi de zamanında ve normal doğumla dünyaya geldiler. Ten tene teması yaşadım. O ilk dokunuş mucizevi. Bebeğinizin huzurlu olması, sağlıklı bir uyku düzenine sahip olması işte tüm bu detaylarda gizli.

İlk bebeğimde elbette tecrübesizliğim büyüktü. İkinci bebeğimde her şeyi planlayarak ilerledik. Ve sonuç şaşırtmadı. Gerçi ilk bebeğimde de ne gaz sorunu, ne de ciddi başka bir sıkıntı yaşadım. Yalnız uyku düzenine sahip olmamız dört ayı buldu.

Peki doğumdan sonra neler yapmalı?

Mert Ferit’le ilk gecem hastane odasında geçti. Doğumu ardından o yorgunlukla olsa gerek gündüz uyumak konusunda sorun yaşamadı. Uyanıp ihtiyacını giderip rahatça tekrar dalıyordu. Akşam saat on gibi tüm ihtiyaçları karşılanmasına rağmen dalamıyordu. Neden? Mutlaka bir nedeni vardı. Peki neydi? Ne yapmam gerekiyordu? Yeni tanışıyorduk. Ve ben onu henüz tanımıyordum. Bir rahatsızlığı olduğunu anladım. Yatış şeklini beğenmemiş olabilir miydi?

Bebeklerin her huysuzluğu, meme istiyor anlamı taşımıyor. Yeterince emmişti, tok olduğunu biliyordum. Evet yatma şeklini beğenmemişti. Sadece buydu. Bir kaç şekil değiştirmem ardından huzur bulduğu yatış pozisyonunda minik meleğim uyuyuverdi. Sakince düşünmek, sorunu bulmaya çalışmak gerekiyor.

Bebekler anne karnında uyutulmuyor. Kendi kendilerine uyuyabiliyorlar. Bizler, bebeklerimiz dünyaya geldiklerinde farklı farklı şekillerde uykuya dalmalarını sağlıyoruz. Sallayarak uyutma, memede uyutma, gelişigüzel şekillerde, ana kucağında uyutma gibi. O anda kolaylık olarak görülen bu yollar daha sonra zorluk olarak karşınıza çıkabiliyor. Bunların hiçbiri seçeneklerim arasında değildi tabii ki. Bir yol seçtiğinizde bu bebeğinizin alışkanlığı olacaktır. Ve her başka yol seçiminizde bebeğinizin gözyaşlarıyla, bağırarak tepkisiyle karşı karşıya kalırsınız. Bu nedenle bir seçim yaparken “ileride olmasını istediğim bu mu” diye sormanızı öneririm.

Kendi kendine uyuyabilen mis gibi bebeği neden ben uykuya zorlayayım? Her istediğinde meme verildiğinde, altı hemen temizlendiğinde, eğer bebeğin gaz ya da farklı bir sorunu da yoksa –ki Ferit’te yoktu- bana tek seçenek kalıyordu. Uyku. İşte uyku huzursuzluğunu çözdüğünüz noktada bebeğinizin nasıl kolayca daldığını göreceksiniz.

Mert Ferit’in kendi yatağında uyuması konusuna özellikle dikkat ettim. Salonda, olduğu yerde uyuması düzensiz bir alışkanlığa dönüşebilirdi. Genelde yenidoğan bebeklerde bunu sıkça gözlemleriz. Kımıldayamazlar, sesten çoğu etkilenmez. Herkesin arasında minicik bir bebek durur. Böylesi daha güvenli gelir belki. Bebek yanınızdadır, uyandığında ya da en ufak sorun olduğunda hızlıca müdahale edilebilir. Yalnız kalabalığın olduğu yerde farklı mikroplar olabileceğini de unutmayalım. Cam faunusta tutmayacağız elbette ancak yenidoğmuş bir bebeği kalabalık arasında tutmak da bir risktir. Ayrıca telsizler teknolojinin en güzel nimetlerinden. Evet, hala kullanıyorum. En ufak öksürük hatta yatakta dönüşlerini bile duyabiliyoruz. Bebekler küçümsenmemeli. Ha yanımızda, ha odasında gibi bir durum yok. En ufak hareket direk alışkanlığa dönüşebiliyor. Benden söylemesi :)

Doğumdan sonraki ilk üç ay, anne karnında tamamlanması gereken 4.trimester olarak adlandırılan bir dönemdir. Ancak doğuma olanak sağlamayacak şekilde büyüyen kafa boyutu nedeniyle bu dönemi bebeklerimiz dışarıda tamamlarlar. Bu nedenle bebeğin huzuru için ne gerekiyorsa yapılmalı, anne karnı ortamı sağlamaya çalışılmalı ve bebek ağlatılmamalıdır.

Bebekler ilk doğduklarında uyku ile ilgili yapılması gereken ilk adım gece gündüz kavramını oturtmaya çalışmak. Tabii mümkünse bir de sling edinmeli.

Akşam yatırırken günlük giydiği elbiselerle uyumaması da son derece önemli. Uyku rutini adımlarından biri de pijama giydirmek olmalı. Bu uykuya gidişin en önemli habercilerinden biri olacaktır. Ben uyku tulumu giydirmeyi tercih ettim. Bebeğinizin sağlığı için mümkünse organik şekilde üretilmiş olan yumuşak dokusu olan tulumları tercih etmenizi öneririm. Gece sık sık uyanan bebeğiniz aç değil de tenine değen kumaştan rahatsız olduğu için uyanıyor olabilir. Bu şekilde içiniz daha rahat olacaktır. Özellikle bebeğiniz kendi yatağında uyuyorsa üstünün açılması gibi sorunlar yaşamazsınız. Bazı bebekler örtüden rahatsız olurlar. Uyku tulumu bir çok açıdan bebeğinizin konforlu uyumasını sağlayacaktır. Çorap ise bebeğinizin kan akışını yavaşlatabilir. Tulum giyen bebeklerin çorap giymelerine de gerek yoktur. Selim 3 yaşına bastı hala uyku tulumu giydirmeye devam ediyorum. Ayrı odada uyurken üstü açıldı mı diye düşünmeme gerek kalmıyor.

Diğer bir sihir ise “beyaz gürültü” bunu mutlaka öneriyorum. Bebekler anne karnında oldukları süre boyunca bu sese benzer bir uğultu içinde yaşarlar. Dünyaya geldiklerinde bu sesi duyduklarında bu nedenle huzur bulurlar. Kulağına yüksek tonda yapılan “Şşşşşşşşş” sesinin etkisi belki daha tanıdık gelecektir :) Beyaz gürültü bebeklerin dış seslerden daha az etkilenmesini, gürültü olan ortamda etkilenmeden  güvenle uyumasını destekliyor.

Gündüz uyanık olduğu zamanlarda onunla dolu dolu ilgilenerek uyanık kaldığı zaman dilimini olması gerektiği oranda uzatmaya çalıştım. Akşam ise yatma vaktine yakın düşük tonda daha sakin bir konuşma. Odanın iyi havalandırılmış ve uygun ısı seviyesinde olması çok önemli. Yatma vaktinde ise ilk günler bebeğimize uygun
yatma saatini bilemeyiz. Kendi kendine uyuyan bebekler zaman içinde hangi saatin kendileri için uygun olduğunu gösteriyorlar. Bunu bir şekilde anlıyoruz. 19:30 gibi loş ışık olan odamıza girdim ve uyuyana kadar odada durduk. Günlerce bu böyle oldu. Evet sıkıcı belki. Düzenli uyuyan bir bebeğe sahip olmak istiyorsak bence bu gayet normal. Bu şekilde yaparak bebeğimize günler sonunda anlayacağı bir mesajı ulaştırıyoruz. Gece uyku zamanı şu an ve uyuyana kadar bu odadayız :) Her zaman yatağına bıraktığım gibi uyumadı elbette. O zaman da kurtarıcım sling devreye girdi. Slingime bebeğimi yerleştirip odanın içinde ben yürürken bebeğim uyuyuveriyordu ve hemen yatağına yerleştiriyordum. Yatırırken gözlerini hafiften aralasa da nerde olduğunu bilen, yatağını tanıyan bebek uyumaya kaldığı yerden devam ediyordu. Zaten alışık olduğu bir şeydi uyumak. İlk defa uyumayacaktı ki :)

Bu durumun şöyle bir dezavantajı da oluyor -tabii bunu dezavantaj olarak görürsek, bebek sadece kendi yatağında huzurla uyuyor. Çok sık kalmaya gitmiyorum. Gittiğimde de mutlaka park yatağını, bir yastığı ve uyku arkadaşına kadar yanımızda taşıyoruz. Her iki bebeğim için şimdiye kadar durum bu şekilde oldu. Onların düzeni, huzurlu uyumaları benim için çok önemli.

Bu kurduğum düzen, çevremdeki insanlar için oldukça sıradışı ve anlaşılmaz bir durum olarak algılanıyor.

Şuan Selim Demir 3 yaşında, Mert Ferit 22 Aralık’ta 2 yaşında olacak. Sonucu paylaşmak istiyorum. İkisi de kendi odalarında, kendi yataklarında her gece sabit saatlerinde kendi kendilerine uyuyorlar. Şu an ben bunları yazarken saat 14:30 her iki evladım da odalarında öğlen uykularında uyuyor. Ben tekim ve iki bebeğim var. Birini uyutmaya çalışırken diğeriyle ilgilenmem çok zor olurdu. Bu her açıdan benim için büyük kolaylık oldu. En önemlisi bebeklerim sağlıklı şekilde, düzen içinde uyuyorlar.

Bir sorunları yoksa gece kesintisiz uyurlar. Her ikisi de emmeye devam ediyor. Gece emmesini yeterli ek gıda aldıkları dönemde sonlandırdım. Kesintisiz uyumaları için bu çok önemliydi.

Ferit akşam 20:30’da, Selim 21 dedi mi uyur. Rutinleri ardından odasına babası ya da ben götürüyoruz. Kucakta bir ninni ardından yatağına yerleştirme öpme, vedalaşma ve odadan çıkma. Her zaman bu kadar sorunsuz olmuyor. Bu Selim için artık geçerli değil. Diş durumu gibi sağlık sıkıntıları, ya da gergin olduğu günler Ferit dalana kadar yanında kalmamızı isteyebiliyor. Bazen sadece yanında duruyor, bazen saçını hafifçe okşuyoruz. Hiçbir şey keskin ve şart değil. Bebeğimizin istekleri de elbette önemli.

Yine çevremizde ki felaket tellalı insanlardan bazıları o kadar erken saatte bebeklerimizin uyku düzeni için evde olmamızı sorun olarak nitelendiriyor. Bu sadece kısa bir dönem için geçerli bir durum. Şu an o sabit saat dışına rahatlıkla çıkabiliyoruz ve bu durum uyku düzenlerinde kaymaya ya da farklı bir soruna neden olmuyor. Gittiğimiz yere uyku tulumlarını da götürüyoruz. Araca binerken yatağa koyacağımız şekilde hazırlıyoruz. Yolda uyuyorlar. Yataklarına koyarken de sorun yaşamıyoruz.

Her şey detaylarda gizli. Şuan sahip olduğum bu düzen ne evlatlarımın kolay olmasından kaynaklı, ne bir tesadüf, ne de ben şanslı bir anneyim. Bu ortamı sağlamak zor değil. Sorunu olmayan her bebekle bu koşullar altında herkes benzer bir sonuca ulaşabilir.

İki bebekli hayatımızda uykusuz gecelere biz merhaba demedik. Saat 21’den sonra eşimle başbaşa özel bir hayat yaşıyoruz. Bu gündüz benim daha sabırlı ve tahammüllü bir anne olmamı sağlıyor.

Onun bunun ne diyeceğine kulak asmayın açın beyaz gürültüyü, bebeğinizin yatağına, ulaşamayacağı noktalara birkaç damla lavanta yağı oh mis…

Mutlu uyuyan bebekleri olan, uykusuz kalmayan bir anne olmanız dileğiyle sevgiyle kalın…
 

Antebies'in annemisin okuyucularına muhteşem bir sürprizi var! Okuyucularımıza özel %15 indirim için antebies.com'dan alışveriş yaparken ANTEBIESANNEMISIN kodumuzu kullanmayı unutmayın! Güzel alışverişler:)

 

kişi tarafından beğenildi      11480 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share