PATRON BENİM

Yavuz 2 yaşına yeni adım atmış, anne ve babasıyla çok iyi geçinen sevgi dolu bir çocuktu. Evde oyunlar oynar ve dışarıda onlarla gezip tozardı. Uyku düzeni ve iştahı dışında her şey yolundaydı. Birden çatışmalar başladı. Yavuz üstünü giyinmek istemiyor, dışarıdan eve girerken diretiyor ve en önemlisi de insanların olduğu mekânlarda bir şeyler isteyip, olmayınca bağırarak ağlıyordu. Annesi ve babası teorik olarak bu yaşlarda bununla karşılaşabileceklerini bilseler de ister istemez bir şok yaşıyorlardı.

Markete gittiklerinde Yavuz yine anne ve babasından olmayacak şeyler istemeye başlamıştı. İstediğini elde edemeyince de herkesin içinde bağırıp, yerlerde sürünerek ağlamaya başlamıştı. Marketteki herkes sanki anne ve babası Yavuz'a işkence ediyor gibi bir tavırla onlara bakıyordu. Muazzam bir baskı vardı ve insanların bakışları neredeyse göğü delecek nitelikte güçlenmeye başlamıştı. Yavuz, anne ve babasının bu baskıdan etkilendiğini görünce, istediğini elde etmek için daha fazla bağırarak ağlamaya ve yerlerde sürünmeye başladı. Bir nevi patron benim diyordu. Babası ve annesi toplum baskısından bir anlık kendilerini kurtarıp soluğu evde aldılar. İlk akıllarına gelen şey, bu baskı altında, çocuk yetiştirmeye ait hiçbir teorik bilginin işe yaramayacağı düşüncesiydi. Sakinleştikten sonra bununla ilgili bir şey yapmamız gerekiyor sonucuna vardılar. Akşam Yavuz uyuduktan sonra bu konuyu konuşmak üzere sözleştiler. Yavuz bu arada hiçbir şey olmamış gibi arabalarıyla oynuyordu. ;)

Yazarken bile içimi titreten fakat genellikle bu yaş grubuna sahip anne babaların gündelik yaşamının bir parçası haline gelen bu ve bunun gibi olayların çözümü için ne yaptığımız konusunu ne kadar çok paylaşsak yararlı olur diye düşünüyorum. Bu nedenle ayrıntılarıyla sizle paylaşıyorum.

Peki, akşam ne yaptık?

Öncelikle Yavuz’u uyuttuk, ardından bir filtre kahve yardımı ile uyku uyku diye bağıran gözlerimizi susturduk. Çünkü konu önemliydi ve erken müdahale gerekiyordu. Sonra tüm teorik bilgilerimizi masaya döktük. Ardından irade ve özdenetim gücümüzü masaya yatırdık. Sonuç; teorik bilgimizde yanlış yok fakat irade ve özdenetim gücümüzü kaybettiğimizi fark ettik. Başkaları ne der, ne düşünür döngüsü maalesef bizi de sosyal baskının içinde kaybolmaya itiyordu. Bunu önlemek için nefes almaya, sakinleşmeye, bakış açımızı değiştirmeye ve tüm bunları ilahi bir güce sırtımızı dayayarak yapmamız gerektiği kararına vardık.

Uygulama aşamasında nefes almamız ve güçlü şekilde oğlumuzu yetiştirmeye devam edebilmemiz için dedesi devreye girdi. Büyük bir sevgi ve yardımseverlik ile günlük en azından 1 saat Yavuz’u alıp birlikte vakit geçirerek nefes almamızı sağladı. Bizde bu arada kendimiz için bir şeyler yapıp irade ve özdenetimimizi güçlendirdik. Normalleştik. Hiç sorun yaşamıyor muyuz? Tabii ki yaşıyoruz. Ama çok daha uyumlu ve tutarlıyız. Olaylara farklı bakıp olayı yönetebiliyoruz. Yani patron biziz. Hemde koşulsuz sevgisinden hiçbir şey kaybetmeden, uygun şekilde çocuğunu yetiştirmek için çabalayan bir patron.

En önemli noktayı sona bıraktım. Tüm bunları yaparken Yavuz’un annesinin tüm uykusuzluk, huzursuzluk ve öfke nöbetlerine rağmen, olağanüstü samimiyeti ve iyi niyetle çocuğumuzun yararı için çabaları çok önem arz ediyordu. Annenin mutlu ve huzurlu olması ailenin ve çocuğun huzurlu ve mutlu olması demekti. Bunu çok net bir şekilde görebiliyordum. Üniversitemi erken bitirip, üstün başarı ile mezun olmuştum. Fakat hiçbir derste bu ayrıntıyı öğrenememiştim. Babalara tavsiyem; ailenizin ve çocuğunuzun huzurlu olmasını istiyorsanız, karınızı mutlu ve huzurlu etmek için çaba sarfedin. Ne kadar mucizevi bir şey olduğunu göreceksiniz.

 


kişi tarafından beğenildi      7801 kez okundu
  • Yorumlar(1)
  • Ayşe ERKAN

    04.12.2017 23:13

    Düşe kalka yürüdüğüm annelik yolunda bana, bize olan desteğini esirgemeyen sevgili eşim; yaşadıklarımızı çok güzel kaleme dökmüşsün, teşekkür ederim. Anne olarak yalnız olmadığımızı hissetmeye ihtiyacımız var. Bu yolda motive olarak yolumuza devam etmek için yardımcı olacağını düşündüğüm çok faydalı bir yazı olmuş Emeğine saglik

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share