Bazen Fena Çuvallıyorum

Ah hem de nasıl çuvallıyorum, bilseniz. Harika giden bir haftanın sonunda yaptığım bir yorum, verdiğim bir tepki ile sıfırlıyorum sanki her şeyi. Dünyanın en çekilmez annesi, kadını gibi hissediyorum.

Misal, geçen hafta Bursa’ya gittik. Heyecanlıydım söyleşiye gideceğim için. Nasıl geçecek, neler olacak… Bunu söylememe rağmen Arkın oralı değildi. O da gergin başladı güne. Öndeki arabaya kızdı, inen lastikle kavga etti. Elektrik yüklüydük resmen. Onun telefonu evde unutmuşuz, Irmak’ın montu unutmuşuz.

En sonunda arabada tartışma çıktı. Tartışma büyüdü. Sesler yükseldi. Çocuk arkada oturuyor. Bir yanım “Sus Şebnem. Annenler kavga ettiğinde neler düşünürdün, ne çaresiz hissederdin, hatırla” diyor, diğer yanım “Adam seni sinir ettiyse susma” diyor. Ne yazık ki sesi yükselen taraf da hep ben oluyorum. Daha doğrusu, önce yükselen. İki cümle sonra Arkın da benim gibi oluyor.

En sonunda arabayı kenara çektik. Ve ben uyudum.

Susmak için uyudum.

Durmak için uyudum.

Yarım saat sonra uyandığımda döndüm Irmak’a, özür diledim.

“Seni bu duruma soktuğumuz için özür dilerim. Gergindik ve bu şekilde çıktı ortaya. Ama inan bana ilişkilerde arada bir böyle oluyor. Haklısın, kim bilir ne kadar üzülmüşsündür. Seni çok seviyorum, babanı çok seviyorum. Korkma, kavga ettik diye ayrılmayacağız. Oluyor işte bazen bu durumlar. Keşke kendimizi frenleyebilseydik, keşke zamanı başa alabilsek” dedim. Ardından da Arkın özür diledi Irmak’tan. Sonra da birbirimizden. O sırada içim hâlâ kızgın olmasına rağmen, çaktırmadım Irmak’a.

(Bu arada evet kaçmak için uyumak dışarıdan antipatik görünse de bana yarıyor. Eskiden yapamazdım. Şimdi deniyorum. O yarım saat bünyeyi, ruhu toparlıyor ve ilaç gibi geliyor. Sadece yarım saat…)

Gün güzel devam etti neyse ki. Ben söyleşi, imza için yanlarından ayrıldım, akşam buluştuğumuzda bir şey olmamış gibiydi. Derinlerde bir yerde unutmadığını biliyorum. Korktuğunu da. Aslında ne yalan söyleyeyim, her gün özür dilemek istiyorum o gün için, fakat sürekli konuyu açıp hatırlatmamak gerektiğinin de farkındayım.

O günden bu yana kendimi kötü hissediyorum. Ne kadar kızgın olursam olayım çaktırmamaya çalışıyorum. Bir huyum vardır. Eğer bir iş beni strese sokuyorsa, o zaman ev etkilendiği için maddi kazancı düşünmeden bırakırım. Daha önce oldu birkaç kez.

Çünkü şu bir gerçek ki, ben sakinsem ev sakin.

Ben sinirliysem ev gergin.

Bu yüzden de adımlarımı çok doğru atmam gerekiyor. Negatif enerji yükleyen her şeyden herkesten kaçmak istiyorum sırf evin düzeni için, ilişkilerimiz için.

Anneliğimi sorguluyorum mesela. Evet ne şanslı, hep arkadaşları geliyor, kalıyorlar. Neredeyse haftanın dört günü arkadaşlarıyla beraber, bizim evde. Banyoda deney de yapıyor her şeyi karıştırarak, mutfakta istediği her şeyi kullanıyor da. Beraber oyun oynuyoruz, ilişkimiz gayet iyi. Evde özgür. Kurallarımız var, kimseyi sıkmayan daraltmayan. Şehir dışı bir yere gideceksem, beraber gidiyoruz. Görsün, farklı şehirleri görsün, tanısın diye. Babası da ben de zaten elimizden geleni yapıyoruz maddi manevi.

Zaten çok hassaslaştı. Büyüdükçe değişiyor. Söz hakkı tanımazsak, bozuluyor. Buna da çok dikkat etmemize rağmen bazen Arkın “O tabak bitecek” diyor mesela. Alttan dürtüyorum. “Doyduysa kalksın, zorlamasana” diyorum dişlerimin arasından konuşarak. Hemen gözler doluyor çünkü. Sekiz yaşını bitirmek üzere.

Kendi kararları var.

Kendi kuralları var.


E olmalı da zaten.

Bazen aç bile olsa doyduğunu ispatlamaya çalışıyor. O zaman da bize düşen “tamam” demek. Artık bu yaştaki çocukla yemek kavgası yapılmaz ki! Benden “tamam” kelimesi çıkarken Arkın diyemiyor bir türlü.

Çocukluğumu görüyorum kızımda. Çocukluğumu gördükçe de üzülüyorum anne baba tartışması sırasında hissettiklerimi düşünerek. Kendimi ispat edene kadar yaşadıklarımı hatırladıkça da korkuyorum. O kadar mücadele versin istemiyorum.

Bu nedenle çocuğunu her zaman evdeki kararlara dahil eden bir anne olmaya çalışıyorum.

Fakat işte evdeki hesap öyle olmuyor. Her zaman çarşıya uymuyor.

Bazen bir çuvallıyoruz, aynaya baktığımda iyi değil, sadece kötü yanlarımı görüyorum.

İşte o seminerler, kitaplar… İnsan bir kere bunu hissedince dinlediği/okuduğu tüm bilgiler uçuyor, hisleriyle baş başa kalıyor.

Kendi kendime tekrar ediyorum günlerdir.

Yanında kavga ettik diye kötü olamayız ki. Bak aslında neler yapan bir anne babayız, büyüdüğünde görecek. Şimdi anlaması zaten imkansız.

Annelerin de çuvallama hakkı vardır değil mi? Hem de birden fazla çuvallayabiliriz değil mi?


kişi tarafından beğenildi      19217 kez okundu
  • Yorumlar(3)
  • Tuğba Şahinoğlu

    20.12.2017 10:39

    Aynı durumları kısa süre önce biz de yaşadık ve kuzum o kadar etkisi altında kalmış ki bir önceki tartışmanın azıcık sesimiz yükselse noluyor kavga mı ediyorsunuz babamı rahat bırak huzur ver adama diye bana kızıyor (yok böyle bir düşkünlük) o üzülmesin diye aynı sizin gibi susuyorum ama içim içime sığmıyor neden pısıp kalıyorum ben haklıyım vs bir an önce başbaşa kalsakta haykırsam diye😵😵😵😵

    Selahat

    19.12.2017 14:06

    Zaten hep çocukluğumuz aklımıza gelir onları düşünürken bizim yaşadıklarımızı yaşamamaları adına çabamız Maalesef bazen fena çuvalliyoruz

    Banu akan

    18.12.2017 14:46

    Benzer seyleri bence hepimiz yaşıyoruz.. biz kızım 2,5 yasındayken babasıyla ayrıldık.. su an iyi bir ilişkimşz olsa da bazen ben de evli kalıp ona duzgun bşr aşle ortamı verebilirsin diyorum.. ama olmuyor işte.. hayatı ona kokaylastırmaya calıssam da aslında sırtında evi ile yasayan bir cocuk haline geldi.. evde kal, babaya git, ben seyahate gitmek zorunda kalırsam anneanneye git.. bunların sorumlusu belki de benim.. ama hayat.. hangimiz için kolay ki?? Onlar bizim kadar derin dusunmuyor ve gercekten aslında unutuyorlar.. ve ben eminim siz iyi bir annesiniz..

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share