Yazdan Kalma Zeytinyağlı Tüyolar

Oğlumla çıktığımız ilk bilinçli tatilimiz uzun ve güzel geçti gerçekten. Bilinçli diyorum çünkü oğlum büyüdükçe ve konuştukça ve hatta kendi başına bir şeyleri yapmaya başladıkça yaşanan günler daha kolay ve anlamlı olmaya başladı. Bence çocuklar bebekken değil de büyünce daha iyiymiş annelik.

Bu yaz tatilinde beni en korkutan şey yemek problemini nasıl çözeceğimiz oldu. Üç farklı güzergah yaptım ve hepsinde oğluma özel yemeğini yapmak, her öğün için ona bir şeyler hazırlamak derdi beni çok düşündürüyordu. Ona dışarda sağlıklı ve güvenilir yemekler yedirmek ve bir de bunları rahat bir ortam içerisinde yedirmek çok önemliydi. Bu konuda beni yanıma aldığım “makarnalütfen” ürünleri inanılmaz rahatlattı. Kendilerini hem sağlıklı ürünleri hem de çalışma prensipleri ile kesinlikle öneriyorum. (Kargo firması hatası olmasına rağmen beni mağdur etmemek için aynı ürünleri bir kuruş tekrar almadan bir günde yolladılar, müthiş bir incelik.) Kendi pişirme şansım oldukça veya mekanlar mutfaklarını kullanmama izni verdikçe pıt diye yaptım yedirdim o türlü türlü yemekleri on dakikada.

Asıl meselem şu. Ben Ege mutfağı içerisinde büyümüş biri olarak her yemeğimi zeytinyağlı ile pişiriyorum. Baştan söyleyeyim ben konunun uzmanı ya da konuyla ilgili eğitim almış biri değilim, sadece çok fazla okuyan, yurt dışı kaynaklarını araştıran, konu uzmanlarıyla konuşan ve yemek yapmaya fazla ilgisi olan biriyim. Babam da bu konuda o kadar iyiydi, hatta bana yemek yapmayı ve “Yemeğe sevgi katacaksın ki güzel olsun.” cümlesini öğreten kişiydi. Sonuç olarak zeytinyağına takık ve onla pişen yemeklere aşık biriyim.

Doktorumuz oğluma yaptığım yemekler pişince bir tatlı kaşığı zeytinyağı (ben oleik asidi en düşük olanı seçiyorum) eklememizi söylemişti. Ben zaten yemeklerimi yaparken kavurmadan direk tüm malzemeler ve yağı ekleyip öyle pişiriyorum ya da yemek pişince altını kapatıp en son yağımı ekliyorum. İlla kavurma gerektiren (asla yanma değil) soğan vs. gibi bir durum varsa da dumanlanma derecesi yüksek olan kanola, üzüm çekirdeği veya fındık yağı ile zeytinyağını karıştırıp şöyle bir çevirip devam ediyorum.  Evde kızartma asla pişirmem, dışarda yemeyi de tercih etmem. Sağlıklı sağlıksız diye ayırmak benim haddime değil ama ben güvenemiyorum kızartma işine. Fırında ya da buharda pişirerek de aynı lezzeti yakalayabiliyorum. Tüm bu yemek pişirme alışkanlıklarımı oğlum için de uyguluyorum ve ona kendimce sağlıklı ve lezzetli yemekler sunabiliyorum.

Ayvalık gezimiz sırasında Varol Otel diye bir aile işletmesinde kaldım. Burası hem bebeğim olması sebebi ile bana her türlü imkanı sağladı hem de yeme içme anlamında ne istesek yaptılar. Bebekle nereleri nasıl gezeriz Ayvalık’ta diye bizi güzelce aydınlattılar. Tabii ben zeytinyağına takık olunca ve buram buram zeytinyağı kokan bu tatil beldesine gelince de bu konunun üreticisinden bilgi almam şart oldu. Varol Otel’in işletmecileri bana birkaç tane zeytinyağı üreticisi söyledi ve ben de gidip üretim yapan bu firmalara zeytinyağı ile pişirme yöntemlerini sordum. Merkezlerinde beni bu konuyla ilgili aydınlattılar. Türlerine göre yağların dumanlanma dereceleri ile ilgili bilgi aldım, ayrıca hangi zeytinyağını nerde kullanmalı onu da öğrendim. Hal bu olunca, içim rahatladı çünkü ben de her şeyi doğru olarak uyguluyormuşum. Ben uyguluyorum da dışarda yedirdiğim yerler bunu uyguluyor mu diye sormaya başlayınca iş çığırından çıktı ve ben resmen tatilde gittiğim mekanlar da şefler veya yöneticiler ile görüşüp inceleme yapmaya başladım.

Bunlar içerisinden size en fazla önereceğim iki yer olacak. Birincisi Çeşme’de ki “Asma Yaprağı”. Sahibesi Ayşenur Hanım’ın bizzat kendi ağzından dinlediğim pişirme yöntemleri kendimi her öğlen oğlumla orda bulmama sebep oldu. Kendileri bana hangi zeytinyağını nerede nasıl kullandıklarını anlatarak çok değerli bir zaman ayırdı. Bunun yanı sıra Ayşenur Hanım kendi menülerindeki birçok seçeneği, zeytinyağı ile hazırlanmış salatalar olarak tanımladı ve sıcaklarda ise kendi fırınlarını çoğunlukla kullandıklarını belirtti. Tüm bu yemeklerin Çeşme’deki köylerden ve güzelim bahçelerden taze taze alınmış ürünlerle yapılmış olması da ayrı bir güzel tabii ki. Burada tek size olumsuz gelebilecek nokta yaz sezonu akşam servisinde çocuklu aile kabul etmiyor olmaları. Ama daha önceden çocuksuz genç bir karı koca olarak empati kurabiliyorum ve bu bence bu durum yediğim lezzetler yanında çokta sorun oluşturmuyor.

Gelelim diğer enfes mekana. Bodrum’da ki “Limon”…Çocuksuzken de gidip oraya aşık oluyordum, çocukla gidince de oluyorum. Oğlumla oraya bu yaz tatilinde tam beş kere gittik. Beşinde de mutsuz tek bir anım olmadı. Mekanın yöneticisi Ayşegül Hanım’la son gidişimde tanıştık. Onlarda Bodrum’da ki doğal zeytinyağlarını alıp menülerinde nasıl kullandıklarını anlattı. Yine beni memnun eden bilgi burada da vardı. Hangi zeytinyağını nerede kullanacaklarını bilmeleri çok önemli benim için. Sonuç olarak zeytinyağının her türünü lezzetlerin de özenle kullanıyorlar. Oğluma burada o sıcacık ekmeklerini güzelim yemeklere bana bana yedirdim, balıkla hazırlanmış sıcaklardan gönül rahatlığı ile tattırdım, sabah kahvaltıların da köy pazarlarından alınmış o doğal peynirlerden ve zeytinlerden mutlulukla yedirdim. Burada hem gündüz hem akşam servisinde çocukla gidebiliyorsunuz. Çalışanları da aynı Asma Yaprağı’nda olduğu gibi inanılmaz çocuklarla ilgililer, gidip gelip sürekli oğluma ya bir şeyler verdiler ya da biz rahat yiyelim diye işleri yoksa elinden tutup ilgilendiler. Oğlum köpeklerle kedilerle oynadı. Tek detay, akşam servisinde size çocuklu bölümünden yer veriyor olmaları. Bunu da anlayışla karşılıyorum. Sonuçta gençliğimde (sanki çok yaşlanmışımda : ) kocamla kırk yılda bir tatilimiz varken ve baş başa güneşin batışında romantik bir yemek yiyecekken yan masamda zırıldayan veya yüksek seslerle oynayan bir çocuk bende istemem, doğruya doğru, elimi vicdanıma koyup yazıyorum vallahi.

Ahhh yaz, sen nasıl güzel bir mevsimsin, böyle tatil anılarım oldukça hiç bitmese demek istiyorum. Ama gerçekten oğlumla geçirdiğim bu yaz tatili önceki tüm tatillerime bedeldi. Senle hayat daha güzelmiş be evlat! (Kocacım seni harcadım biliyorum ama sende itiraf et böyle daha güzel değil mi ?) Yaz tatilinde gidip beğendiğim başka yerler de oldu ama en en en dediklerimi yazdım, beğenmediğim dediklerim de var ama yazıp kimseyi yemekten soğutmanın anlamı yok. Umarım siz de buralara gidip, gezip, görüp benimle aynı mutlu anıları hayat filminize eklersiniz. Yazdıklarımı hatırlamanız dileğiyle…


kişi tarafından beğenildi      4930 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share