UMUT DOLU YILLARDA KADINLAR VE ÇOCUKLAR

Başladı ve bitti yılbaşı hediyeleri, indirimleri, reklamları, telaşları…

Hayat akarken arada aklımıza memleket meseleleri geliyor. Sosyal medya gazıyla bir dolu paylaşımlar, paylaşanın kim olduğunu, kimin yazdığını bilmeden üstelik. Babayiğitliğin bittiği bir ara, dönüp tekrar mini minnoş günaydınlar, hayırlı cumalar, mutlu hafta sonları mesajlarıyla evrene pozitif enerjiyi verme çabaları.

Fazlasıyla sahte değil miyiz sizce? En son ne zaman bir konu hakkında derin araştırma yaptın, gazete, kitap okudun diye sorsanız sokakta geçen ilk yirmi kişiye, emin olun sonuç hüsran olacaktır. Eleştirmek için değil, üzüldüğüm için belirtme ihtiyacı duyuyorum.

Kadınların her türlü şiddete uğradığı ve modernleştiğimizi düşündüğümüz zamanda şiddet oranının tavanlara çıktığı dönemdeyiz ama hala yılbaşı telaşımız var, olsun tabii karşı değilim… Şiddetin anlamı, sadece fiziksel saldırı değildir. Bakın aşağıdaki meselelerle ilgili hiçbir soru bir erkeğe yöneltilmez ve bu durumlardan hiçbir zaman bir erkek sorumlu tutulamaz.
 

-          Çocuk meselesi: Çocuğun var mı? Çocuk istemiyor musunuz? Emiyor mu? Kreşe mi verdin? Çocuğu hasta mı ettin? İkinci çocuk ne zaman? Bu çocuk neden ağlıyor?  Peki çocuk tek başına mı yapılıyordu?

-          Kadınlık meselesi: Kocanın istediği gibi giyineceksin. Çalışıyorsan ne kadar maaş alıyorsan ve hangi şartlardaysan kocan bilecek. Evin temiz olacak her daim. Kendine bakacaksın yoksa kocanın gözü dışarıya kayar. Evin, kendin, çocuğun tertemiz, düzenli ve her daim bakımlı olacak. Ya kalbin?


Sorgulanan çoğunlukla kadındır. Çok ilginçtir ki kadını sorgulayan, dedikodusunu yapan da yine hemcinsidir çoğu zaman. Fiziksel şiddete uğrayan kadının bile ilk önce anneyse nasıl bir anne, çocuğu yoksa evinde nasıl bir kadın olduğunu konuşur sonra uygulayan hakkında kararlar veririz.

Bir kadın olarak kafamda netleşmiş bulunan bazı genel geçer kurallar var. Evet, erkek egemen bir toplumuz ve artık zaman kötü. Kadının gücünü konuşacak durumda değil de kadını koruyup kollama yolunda olmalıyız. Peki nasıl? Tabii ki ilk önce kadınları bilinçlendirerek, okumaya yönlendirerek, kadın haklarını bildirerek. Üzgünüm ama kadın haklarını savunayım derken, erkeğe saygısızlığı da hedef alan ve kadınlara yakışmayacak tavırlar sergileyen bazı vakıf ya da topluluklardan bahsetmiyorum.

Toplum olarak birbirimizi eleştirerek, üç maymunu oynayarak değil de destekleyerek, komşudan gelen şiddet seslerine kulak vererek, kitap alamayan ya da almayan arkadaşımıza kitap hediye ederek, kimin kiminle evlendiği hakkında değil de tarihten, gelecekten, eğitimden, sanattan konuşarak başlayabiliriz. Başarabiliriz inanın…

Bizim 93 Harbi’nde cephede mücadele eden Nene Hatun’umuz, Kurtuluş Savaşı’nda rütbe alan Halide onbaşımız  ( Halide Edip Adıvar ), sırtında çocuğuyla savaşta kağnıyla cephane taşırken donarak ölen Şerife bacımız ve yüzlerce kahraman kadınlarımız var tarihte. Bu sebeple modernleşmeye çalışırken unutmamamız gereken şanlı bir geçmişimiz var güzel bayanlar.

Benim her gelen yeni yıldan beklentim, şehit haberleri almadığımız, kadına, çocuğa şiddeti değil de eğitimi, refahı konuşacağımız güzel haberlerimizin olmasıdır. Yoksa yılbaşında birkaç saatlik eğlence ne geçmiş yılı unutturuyor ne de gelecek yıla dair ümitler veriyor. 

Mutlu, UMUT DOLU, GÜZEL yıllar efendim.


kişi tarafından beğenildi      1997 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share