Var Mısınız Oyuna?

Var mısınız oyuna?

Hadi farklı bir şey yapalım. Boşluk doldurmaca oynayalım.

Kitabımın, Manyak Anne #bendeğilhormonlarımyaptı, arka sayfalarında var ama bir de burada yapalım. İster yorum olarak yazın, ister sosyal medyadan bana gönderin. (Instagram @sebnemseckiner) Yeter ki yazın, paylaşın, dökün içinizdekileri. Rahatladığınızı hissedeceksiniz. Eminim, çünkü ben ne zaman paylaşsam, üzerimden büyük bir yük kalkıyor.

Birbirimizi hiç tanımıyor olsak da biz aslında “biziz, hepimiziz” ve her zaman yüksek sesle konuşuyoruz.

Hadi başlayalım.

  1. Doğumdan sonra eşimle ……………………. tartıştık/tartışmadık.
  2. Bebeğimi ilk kucağıma aldığımda ……………………. dedim.
  3. Eğer şimdiki aklım olsaydı hamileyken ……………………. yapmazdım.
  4. Keşke yanımdakilere ……………………. deseymişim.
  5. İyi ki ……………………. yapmadım.
  6. Doğumdan sonra işe geri döndüğümde ……………………. yaşadım.
  7. İşi bıraktığım için …………………….
  8. İşime devam ettiğim için …………………….
  9. Lohusalık günlerimde bana en çok ……………………. yardım etti.
  10. Anneliğimin ilk günlerinde beni en çok ……………………. üzdü.
  11. Aldığım kiloları ……………………. sürede verdim.
  12. Okuduğum kitaplar olmasaydı …………………….
  13. İnsanlar bana kendilerini örnek gösterdiklerinde ……………………. hissettim.
  14. Bir kez daha anne olursam ……………………. yapmam.
  15. O günlerde döndüğümde ilk ……………………. hatırlıyorum.
  16. En sinir olduğum soru ……………………. idi.
  17. Sosyal medya beni ……………………. anlamda etkiledi.


Bakıyorum, araştırıyorum, okuyorum. Hepimiz, her zaman aynı şeyleri konuşuyoruz. Hani erkelerin askerlik hikayeleri bitmez ya, bizim de doğum ve lohusa hikayelerimiz öyle.

Çünkü hayatımızın en mutlu günlerinde, algılarımızın belki de en açık olduğu zamanlarda bize yapılanlar, söylenenler beynimize kazınıyor ve gitmiyor.

Ben ki, kızım 8 yaşında, o günleri sanki dünmüş gibi hatırlıyorum. Bebeğim kucağımda gaz sancısı nedeniyle ağlarken bana anlatılan felaket senaryolarını, kendimi banyoya kapatışımı, saatlerce ağlamamı, sinirden belime gelen saçlarımı kısacık kesmemi unutamıyorum. En savunmasız, en “bir şey yapamadığımı hissettiğim” o dönemde olanlar çıkmıyor aklımdan. Zaten yapanları da affedemiyorum. Hep bir şeyler eksik kalıyor…

İşe dönüş aşamasında yaşadıklarım, karşılaştıklarım. Daha bir etkileniyor insan o dönemde. Düşünün. Minnacık bir bebek var. Size muhtaç. Beslemeseniz doyamayacak, altını değiştirmeseniz yara olacak. Siz zaten “Acaba doğru yapıyor muyum, iyi miyim” diye düşünürken, eşinizle ilişkiniz farklı bir boyuta geçmişken ve onu toparlamaya çalışırken “yetersiz hissetmek” ile tanışmışken çevreden gelen eleştiriler, işe dönme aşamasında karşılaştığınız sorular… Hepsi kara bir bulut gibi çöküyor üstünüze.

Neden bu konuyu gündeme getirdim? Neden aynı şeyleri tekrar tekrar yazıyorum? Çünkü o kadar çok soru geliyor ki herkese her seferinde “hepimiz bu yoldan geçtik, atlatacaksınız” diyorum. Keşke uzman olsam da herkese tek tek dokunabilsem. Onu yapamıyorum ancak “yalnız değiliz” diyebiliyorum.       

Bir kez daha buradan söyledim. Kendimizi bazen çok tek başına hissetsek de, sadece biz yaşıyor gibi görsek de bazı olayları, aslında öyle aynıyız ki… İnsanlar ve mekanlar farklı, yaşananlar, hissedilenler aynı.

Bir bakıyorsunuz zaman geçmiş, minnaklar büyümüş, o zamanlar dert ettiklerimiz önemini yitirmiş. Kendimizi yiyip bitirmekle kalmışız. Yapmayın. Lütfen kimsenin sizi kötü etkilemesine izin vermeyin. Diyelim ki üzüldünüz. Söyleyin. Paylaşın. Yazın. Anlatın. İçinizde tutmayın.

Şimdi gidin, evladınıza kocaman sarılın, her şeyi geride bırakın ve bilin ki yalnız değilsiniz.

Yazı biter bitmez koşarak gideceğim kızımın odasına, uyurken öpeceğim ve “iyi ki varsın” diyeceğim.

Zor dönemlerden geçmiş olsak da neyi görüyoruz fark ettiniz değil mi? Aslında ne kadar güçlü olduğumuzu… Sandığımızdan çok daha güçlüyüz. Bunu hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın.


kişi tarafından beğenildi      17146 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share