Yine Cep Telefonu Meselesi

Biliyorum. Çok iyi biliyorum. Bunun için sürekli seminerlere gitmeye gerek yok. Sağımıza solumuza baksak anlıyoruz zaten.

Cep telefonları evde aile bireyler arasında uçuruma neden oluyor. Ve bizde telefonla en haşır neşir benim. Tek nedeni de iş. Gerçekten WhatsApp yazışmalarımı gündüz ya da geceye saklıyorum. Akşam üçümüz bir aradayken değil. Ancak işte ne yaparsak yapalım, elimizde. Bununla ilgili çok yazdım. Neler denediğimi de…

Bağımlı mıyım, sınırda mıyım bilmiyorum da bir yazı görünce Huffington Post’ta hem bir kısmını çevirmek hem de düşüncelerimi eklemek istedim. Bakalım siz ne ekleyeceksiniz?

Psikoterapist Abby Thompson diyor ki: “Telefon her saniye gözünüzün ucunda. Aslında uzak kalmaya çalışırken daha çok zaman geçiriyor bir de üzerinizde baskı hissediyorsunuz.”

Doğru. Bildirimler kapalı. Ama haber bekliyorsam mutlaka girip bakıyorum. Mutfağa kaçtığımda, odaya gittiğimde. Bakmamam gerektiği zaman daha çok aklımda oluyor! Bazen telefonumun olmadığı 1998 öncesini özlüyorum!  Evet belki geciken arkadaşımızı saatlerce bekliyorduk, telefon kuyruğuna giriyorduk ama ne oluyordu? Daha güzel zaman geçiriyorduk. Ayrıca iş sadece işte kalıyordu. Kimse gece bir e-postaya cevap vermemizi beklemiyordu. Her ne kadar ben şu anki işimi teknolojiye borçlu olsam da işte bazen geçmişi özleyecek kadar daralıyorum.

Yazıda öneriler verilmiş. Çok kısa özet geçip kendi notlarımı ekleyeceğim.

  1. “Telefonu yatak odanızda şarj etmeyin, çünkü orada siz şarj oluyorsunuz. Keza orada yemek yiyorsanız mutfak masasında da şarj etmeyin. “

Sanırım demek istedikleri rahat hissettiğiniz yerde şarj etmeyin. Uçak moduna alsam da kendisini alarm olarak kullandığım için telefon baş ucumda. Salona koysam da olmuyor çünkü en az iki kere erteliyorum. Sırf erteleme hakkımı kullanmak içim erkene kuruyorum desem. En iyisi saat almak…

  1. Oyun ve çocukları yatırma sırasında elinizde almayın. İşten geldiniz, evdesiniz, tüm aile bir arada… Telefona ne gerek var? Evliliğiniz, çocuklarınızla ilişkiniz, iş-özel hayat dengeniz uyku düzeniniz için bunu yapmalısınız.

Evet öyle de ya tüm işleri telefonla hallediyorsak ve işimiz akşam 6 ile sınırlı değilse? Bazen akşam 8.30’da gelen bir mesaja acil cevap ver deniyor. O zaman ne yapmak gerek?

  1. Sosyal medya kullanımını azaltın hatta ara verin.

Arkın bunu yapıyor. Sosyal medya ile işi yok. Ben de maksimum yapıyorum ancak tamamen olmuyor işte. Olamaz da. Yapabildiğim en iyi şey, saatleri sınırlamak.

  1. Bildirimleri kapatın. Biri bizi dürtünce nasıl rahatsız oluyorsak, bildirimler de özel anlarda aynıymış işte. Hatta dahası var. Bildirimler kalp hızımızın ve endişenin artmasına neden olabilirmiş. Görmeye çalışmak, hemen bakamayınca merak etmek… Bağımlılığı da tetikliyormuş.

İşte bu konuda içim rahat. Bildirimlerim kapalı. Çünkü gerçekten dedikleri gibi oluyor. “Kim yazdı? Ne yazdı? Acaba acil mi? Şu an bakamıyorum bir sorun olur mu? Beklediğim e-postaya cevap mı geldi? Ay ya güzel haberse bak moral olur mis gibi” gibi sorular uçuşuyor aklımda bildirimler açıkken.


Yazının geri kalanı tahmin edeceğiniz gibi. Ailenize, arkadaşlarınıza daha çok zaman ayırın, çok uygulama kullanmayın. Haberin tamamını çevirmiyorum çünkü nasıl olsa çevrilmiştir. Sadece bazı bölümlerini aldım yukarıda yazdığım gibi.

Ben nasıl dönüp dolaşıp aynı şeyi yazıyorsam, tüm dünya aynı şekilde işte. Çünkü çığ gibi büyüyen bir sorun.

Hem elimizde telefon oturuyor hem de çocuklarımıza “tabletten uzak dur, telefonu eline alma” diyoruz. Bizi dinlemediklerinde de “ama neden” diye düşünüyoruz. Nedeni var mı? Çocuk gördüğünü yapıyor işte. Onlara sürekli “hayır” demeden önce bir durup kendimize bakmamız lazım…


kişi tarafından beğenildi      8011 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share