Benim Değerlerim Senin Değerlerini Döver

Bu yazıda size birçok ebeveynin düşünceli olduğu konudan bahsetmek istiyorum. Ortak alanda, parklarda kendi çocuğu saygılı tutum içerisinde davranırken başka bir çocuğun davranışından dolayı zarar görmesi her ebeveynin sıkıntısıdır. Çünkü böyle bir durumda nasıl davranması gerektiğini kestiremez. Saygısızlık yapmasını öğütlese kendi değeriyle çelişecek, ses çıkarmamasını söylese, ileride bundan dolayı engel yaşarsa diye düşündüğünden çaresiz kalır. Bu öznel konunun içine duygular girer, değerler girer hatta ebeveynin geçmiş yaşam yaraları da girer.

“Biz çocuğumuza şiddet kullanmayı ya da küfür etmeyi öğretmiyoruz, etrafına saygı, dürüstlük gibi davranışlarla bulunmasını öğretiyoruz. Hatta bu erdemler hakkında kitaplar okuyoruz ancak dışarıdan biri gelip kaba davrandığı için çocuğum zarar görüyor. O zaman tepkimiz ne olmalı?” Buna benzer ifadeleri eminim çoğumuz duyduk.

Aslında aynı sorunu bizler, yetişkin hayatımızda da yaşamıyor muyuz?

Birine iyilik yapıyorsun, karşılığında senin kuyunu kazıyor. Sonra diyorsun ki ‘Ben bunu hak edecek ne yaptım!’ Peki, öyle durumlarda sizin tepkiniz ne oluyor? Başka insanların yaptıklarını yanlış olarak değerlendiriyorsunuz ve ‘Ben onun yerinde olsaydım öyle davranmazdım’ diyorsunuz.

Neden öyle davranmazdınız? Değerleriniz yüzünden...

Mükemmel annelik ile ilgili yazımdan bu yana inançlar, tutumlar, duygular üzerine yazılar paylaşmaya çalışıyorum. Çünkü tüm bunlar, aynı zamanda bizim çocuğumuzu nasıl yetiştirdiğimizi de belirleyen kriterler.

Ve bizler çocuğumuzda en çok neyi görmek istiyoruz? Ailemizin değerlerini taşıyan bireyler olmasını…

Peki değerler her zaman mutlak doğru kabul edilir mi? Evrensel değerler neler? Temiz olmak, saygılı olmak, hoşgörülü olmak vs birçok evrensel değer sayılabilir. Temiz olmak sizin için bir değerse her yerde, her durumda her kişiye karşı, her ortamda aynı değere sahip biri gibi davranıyor musunuz? Yere çöp atıyorsanız, umumi tuvaletleri evinizdeki gibi kullanmıyorsanız, izmaritinizi yere atıyorsanız yine aynı değere sahip olduğunuzu söyleyebilir miyiz?

Konuyu toparlayayım. Değeri, ‘gerçek değer’ olarak kabul etmek için her durumda her zaman her kişiye karşı uygulamak gerekir.

Başlangıçtaki park örneğimize dönelim. Bir çocuk, sizin çocuğunuzu parkta itti diyelim. ‘Başkalarına saygı göstermek’ değerini ortada göremiyoruz. Ama biz çocuğumuza başkalarına saygılı olmayı, zarar vermemeyi öğretiyoruz. Bu ne şimdi? Keşke herkes bizim gibi olsa!

Parkta bizim çocuğumuzu iten bir çocuk, kendi ev yaşantısında ‘başkalarına karşı saygılı olma’ değerini içselleştirecek modele sahip olmamıştır. Küçük bir çocuktan bunu beklemek saçma olur. Evde neler yaşadığını bilmiyoruz ki…

Evde aşağılanıyor olabilir, ihmal edilmiş olabilir, şiddet görüyor olabilir, babasının annesine uyguladığı şiddeti izlemiş olabilir, hiçbirini yaşamamış olsa bile evde izlediği filmlere ailesinin verdiği tepkilerle bu davranışını pekiştirmiş olabilir. Dışarıda karşımıza çıkan her insan, her çocuk evde ailesinden türlü inanç, tutum, değerlerle çeşitli davranış kalıpları öğrenmiş birey olarak bize tepki veriyor. Bu yüzden karşılaşılan her davranış, bize uygun gelmiyorsa kabul etmek zor oluyor.

Benim yapmaya çalıştığım -kızım küçük olduğu için özellikle oğluma satır aralarında vermeye çalıştığım- mesaj hep şu olmuştur:

İnsanlar farklıdır. Her çocuk çeşitli özelliklere sahip olabilir. Evet, sınıfında oyunlarınızda kavga çıkaran, size vuran, kimseyle arkadaşlık kuramayan bir öğrenci olabilir. Ama o arkadaşın, muhtemelen iletişim kurma şeklinin böyle olduğunu sanıyordur. Bazı çocuklar kendini ifade etmekte zorlanabilir, vurma davranışı bazen nasıl tepki vereceğini bilmediğinden de olabilir. Böyle durumda arkadaşına hoşlanmadığın davranışlarını direkt söyleyebilirsin. Eğer bu seni rahatsız ediyorsa ondan uzak durmayı tercih edebilirsin ve oynamak istemediğini söyleyebilirsin. Kendini koruman gereken durum olduğunda kendini korumak zorunda kalabilirsin. Tercih edilen, bu tür arkadaşlıklardan uzak durmak olmalıdır. Ama koruman gereken durumda da kendini korumak için bazı istenmeyen davranışlar olabilir.

Yine satır aralarında ya da okuldaki arkadaşlarını konuşurken; iyi insanlar başkalarının yetersiz olduğu durumlarla alay etmezler, dalga geçmezler, hatta güçsüz olanlara yardım ederler. Biriyle alay eden bir arkadaşın olduğunu görürsen, ona bu davranışının yanlış olduğunu söylemelisin, güçsüz arkadaşına kendin yardım edemeyecek durumdaysan da bir büyüğünden yardım isteyebilirsin, bu doğal hakkın. İyi insanlar, bilerek kimseye zarar vermezler, ancak kendileri zarar görecek durumda olurlarsa, kendilerini korumak adına bazı davranışlarda bulunabilirler. Bu tür mesajları her zaman -topluca olmasa da- satır aralarında ufak tefek vermeye çalışıyorum.

Sonuç olarak, hepimiz günlük hayatımızda hoşlanmadığımız davranışları olan insanlarla karşılaşıyoruz. Çocuklarımız da öyle. Kendi değerlerimize uygun kişilerle her zaman karşılaşamayacağımıza göre, çocuklarımıza sorun çözme ve kendilerini ortaya koyma becerilerini kazandırmamız gerekecek. Çünkü başka çocukları ve aileleri değiştirmemiz mümkün değil.

Sevgilerimle

Dilek Söylemez

Psikolojik Danışman

www.dileksoylemez.com

 


kişi tarafından beğenildi      7143 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share