Ama Beni Dinlemiyorsun Anne

Bu cümleyi anneme ilk kurduğumda herhalde ergenlik yıllarındaydım. Beni dinlemediğini, dinlese dahi anlamadığını düşünüyordum.

Bir anne içinde fırtınalar kopan çocuğunu nasıl anlayabilirdi?

Şimdi farkına varıyorum; o dönem ben de kendimi anlamıyormuşum ki birgün ak dediğime ertesi gün kara diyor, kendimle çelişiyormuşum.

Özgüvenim asla şimdiki gibi değildi.

Hep sınıftaki en çirkin kız olduğumu,

Ne kadar çalışırsam çalışayım başaramayacağımı,

En istenmeyen insan olduğumu,

Ne giyersem giyeyim yakışmayacağını düşünüyordum.

Sınavım iyi geçse bile “kesin zayıf alacağım” derdim.

Biri beni bir yere davet etse “gerçekten mi” diye bir daha sorardım.

Tek başıma bir yere gitmekten nefret eder, kuaföre fön çektirmeye giderken bile yanımda birini isterdim.

Yani aslında benim zamanımdaki birçok ergen gibi davranıyormuşum... 1978’li olduğuma göre, siz hesaplayın artık hangi döneme denk geldiğini, yaşadıklarımızı.

Benim zamanımdaki ergenler diyorum çünkü şimdi her şey çok farklı ilerliyor. Bir yandan o zaman internet olmadığı için çok şanslıymışız (Keza ebeveynlerimiz de şanslıymış, en azından bir de sanal ortamdan korumak zorunda değillermiş evlatlarını), diğer yandan da çok şey kaçırmışız. Gitmeden bir sürü ülke görebilir, sadece bilgisayar başında yeni diller öğrenebilirmişiz. (Evet, iyi yanından baktım internete.)

Şimdi durum farklı.

Ergenlik de şekil değiştiriyor.

Bir kere yaş küçüldü.

Kızım sekiz yaşında. Geçen gün bir şeyi neden öyle yaptığını, bu davranışının sonuçlarını konuşurken, birden içimden fırlayan dırdırcı anne soru üzerine soru yöneltirken “Ama anne beni dinlemiyorsun” dedi. Oysa tam karşısında oturmuş, pür dikkat onu dinliyordum. Soru sorarken bile…

“Yanılıyorsun” deyince, “Dinlesen aynı şeyleri tekrar edip durmazsın, beni anlamaya çalışırsın” diye cevapladı. Hak ettim mi bu cevabı? Fazlasıyla ettim. Aslında aynı şeyleri tekrarlamıyordum ama ne demek istediğini anladım. Cümleleri değiştirsem de karşısında  bozuk plak gibi kendi doğrusunu kabul ettirmeye çalışan bir anne vardı.

Gerek okuduğumuz kitaplar, gerek gittiğimiz seminerler -eğitimlerden öğrendiğim gibi “seni anlıyorum” ile başlıyorum cümlelere uzun zamandır. Oysa o günkü konuşmada anladığımı belirtmedim. Nasıl alıştıysa dinlemediğimi düşündü.

Aslında içimdeki ses “Kızım, bize kimse bu cümleleri kurmadı. Biz çocukluğumuzu, ilk gençliğimizi kimsenin bizi dinlemediğini ve anlamadığını düşünerek geçirdik” dedi.

Dış sesim ise “Haklısın, seni anladığımı sana söylemem gerekiyordu ancak artık sen de anlamaya çalıştığımı bil, her seferinde bu cümleyi benden bekleme. İnan bana elimden geleni yapıyorum” cümlesini kurdu.

Tartışmalar, bu konuşmalar kimi zaman çok sakin geçiyor, kimi zaman sesim yükseliyor, kimi zaman beş dakika sürüyor, kimi zaman saatlerce bitmiyor. Hep böyle sakin kalmıyoruz yani. Keşke öyle olsa ama imkansız.

Konuşma bitti. Anladım ne demek istediğini.

Sonra yeniden kendi çocukluğuma döndüm.

Çok anlayışlı bir annem olmasına rağmen gerçekten beni anlamadığını düşünürdüm. Annemi de geçtim, arkadaşlarım bile anlamıyor zannederdim. Öğretmenlerimin zaten anlamak isteyeceklerini bile düşünmezdim. (Bence istemiyorlardı da, bu düşüncem hâlâ değişmedi.)

Kendimi yalnız hissederdim. Sonradan öğrendim birçok kişinin aynı yoldan geçtiğini. Keşke konuşsaymışız birbirimizle ama başka dertlerin peşinde koşmaktan, hep bir başkasını kendimizden daha iyi görmekten bunu unutmuşuz.

“Ama anne beni dinlemiyorsun” cümlesi basit gibi görünse de beni 25 yıl önceye götürdü, bir güzel üzüldüm, bir güzel sevindim, kah duygulandım kah sinirlendim… Bir yandan “ebeveynlik hallerimiz” değişse de çocukların değişmediğini gördüm diğer yandan da “şimdiki çocuklar ne kadar şanslı ki biz böyle kendimizi sorguluyoruz” dedim.

Tıpkı yazıdan da anlaşılacağı gibi kafam fazlasıyla karıştı.

Şimdi her ne olursa olsun, bana bir şey anlatırken, ikimiz beraber bir şeyi çözmeye çalışırken daha dikkatli davranıyorum. Hatta o sırada gerçekten konsantre olamayacaksam “Beş dakika sonra konuşalım mı, kafamı toplamama izin verir misin” diye soruyorum.

Tüm bedenimin, zihnimin onun yanında olduğunu bilmesini istiyorum. Ve ergenliğe adım attığında benden daha özgüvenli olmasını temenni ediyorum.

Fakat bir yanım da biliyor ki, o ergenlik kapıyı çaldığında ben de şu cümleyi duyacağım: “Giydiğim hiçbir şey yakışmıyor anneeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee”

O zaman da kendime diyeceğim ki: “Ne oldu Şebnem? Bir sürü şeyi annenden babandan farklı yaptın. Peki dışarıdan bakınca ne değişti?” Kim bilir o büyüyüp anne olduğunda neyi benden faklı yapacak? Hangi yönlerimi eleştirecek? Öyle merak ediyorum ki.

Madem ki devir değişse de, ebeveynlik halleri farklılaşsa da bazı şeyler aynı kalıyor, bakalım o zaman ne olacak?


kişi tarafından beğenildi      7716 kez okundu
  • Yorumlar(1)
  • Ceyda

    29.03.2018 13:05

    Zaman mekan değişsede yaşananlar benzer oluyor.umarim bizden daha hafif atlatırlar umarım bizler annelerimiz gibi soğukkanlı oluruz.

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share