Canım Hatalarım

İşim gereği çocuk eğitimiyle ilgili onlarca seminere, eğitime gittim. Duyduklarımı öğrendiklerimi kah uygulayabildim, kah çuvalladım.

Çuvalladığım zaman kendime çok sinirlendim. “Kadın” dedim, “Onca şey dinledin, yazdın ve tekrarladın hâlâ hata yapıyorsun.” Ne zaman ki hatalarımı telafi etmeyi öğrendim, kendimi suçlamayı bıraktım, o zaman rahat ettim. Şimdi gerçekten yanlış davrandığımda oturup açıklıyorum bunu Irmak’a… Davranışımın hatalı olduğunu ve asıl vermem gereken tepkinin ne olduğunu anlatıyorum.

Yok, burada sizin de çok kez okuduğunuz anne-çocuk seminerlerinden cümleler paylaşmayacağım. Blogumda çokça var. (www. sebnemseckiner.com adresine girip Seminer bölümüne tıklayabilirsiniz.) Asıl kendimi nasıl suçlamaktan vazgeçtiğimi anlatacağım.

Bizim nesil 35-45 yaş grubu, başarı odaklı yetiştirildik. Instagram paylaşımımda da yazmıştım eski hatıra defterimde herkesin başarı dilediğini. Başarılı ol, okulda hata yapma, iş yerinde hata yapma.

Her bir hatada başımızdan aşağı kaynar sular dökülmedi mi? İş hayatına atıldık, hata yapmama korkusuyla daha çok hata yapmadık mı? Telafisi olsa bile her bir hatada “ay iş elden gidiyor” korkusu yaşamadık mı? Bu yıllarca böyle devam etti. İki sene önce gittiğim terapide çözdüm olayı. “Hata yapabilirim, pot kırabilirim. Çünkü ben bir insanım.” Çok zor oldu çözüme gitmem, fakat oldu işte!

İşte bunu benimsedikten sonra gerçekten hayatım değişti. Hatanın kralını da yapsam, çözümü varsa mideme eskisi gibi kramp girmiyor. Pot kırdıysam özür diliyorum, asıl demek istediğimi anlatıyorum. Eskiden bir potta haftalarca uyumaz “ay ne halt ettim” diye düşünürdüm. Şimdi de uykularımın kaçtığı oluyor fakat eskiye kıyasla çok daha az.

Anneliğimde de durum bu. Zaman zaman Irmak’ın yanında Arkın’la tartışıyoruz. Hiç istemem şahit olmasını ancak görüyor. Yanında barışmak yetmiyor, bir de anlatıyorum: “Kusura bakma ikimiz de sinirliydik böyle oldu. Ben babanı çok seviyorum. O da beni seviyor. Tartışmamız birbirimizi sevmediğimiz anlamına gelmiyor.”

İşle ilgili bir hata yaptıysam da Irmak’la paylaşıyorum. Onun gözünce koskoca kadınım ve o kocaman kadının da hata yapabildiğini görmesini, şimdi ve sonrasında hata yapmaktan korkmamasını istiyorum.

Bu konuda süper başarılıyım diyemem, ancak elimden geleni yaptığımı bilmek de rahatlatıyor beni artık. Eskiden her şeyin kusursuz, mükemmel olmasını isterdim. Ne büyük yanlışmış? Ne hayal kırıklıkları oluyormuş? Oysa elinden geleni yaptığını bilmek değil mi en çok rahatlatan?

Tahammül edemediğim şeyler değişmedi. Onları da kabullenmeyi öğrendim. İstemediğim bir ortama başkasının hatırı için bile gitmiyorum. İşin ucunda “iş” bile olsa gitmiyorum. Orada yaşadığım huzursuzluk bütün hayatımı etkiliyor çünkü. Bunu başardığım günden beri işime bakış açım da değişti mesela.

Dışarıdan “kıl” görünebilirim, Arkın bazı yerlere gitmek istemediğimde sinirlenebilir, ancak “gidip, mutsuz olup herkesi huzursuz etmektense” evde kalmayı tercih etmem hepimiz için en doğru karar. Bir gün o da anlayacak. Beni huzursuz eden insanların yanında “ben olamadığım”, huzursuz etme konusunda da epey iyi olduğum için herkesin rahatı için uzak durmak, yukarıda da yazdığım gibi gerçekten doğru karar.

Size diyeceğim o ki… Bırakın hatalarınızla barışın. Ah keşke psikolog olsam böyle konuyu derinlemesine yazabilsem, dokunduğum herkese iyi gelebilsem. Ancak değilim. Yazamam da. Hani belki sadece benim bakış açımın değişmesi belki size de iyi gelir diye paylaşmak istedim.

Canım hatalarım… İyi ki hayatımda varsınız. Doğruyu görmemi sağladınız. Bana vazgeçmeyi de öğrettiniz, en zorun nasıl kolayca çözüldüğünü de. Artık sizden eskisi kadar korkmuyorum.

 


kişi tarafından beğenildi      3789 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share