Uykuyu sevmeyen var mıdır acep? Ben adeta uyku delisiyim, bulduğum her fırsatta uyurum, yoksa da yaratırım.. Öyle ki, üniversite hayatım boyunca bile derslerimi hep öğleden sonra olacak şekilde ayarladım. 

Zor bir hamilelik geçirdiğim için sürekli yattım, haliyle bol bol uyudum, zaten yeni doğum yapan arkadaşlarım da sürekli "bugünlerinin tadını çıkar" diyerek sağolsunlar teşvik ettiler.. 

Doğum oldu, emzirme, gelen giden derken akşamı ettik mi, kaldık mı annem, Özgür, ben? Özgür uyumaz mı? Eyvahlar olsun, zaten yorgunum uyumam lazım, yok küçük hanım hiiç oralı değil, avazı çıktığı kadar bağırıyor. Koynuma aldım yine de uyumuyor. Annem bir taraftan emzik verelim diyor, ona da ben hayır diyorum. Yok dedim, olmayacak bu iş böyle, Allahtan dersime çalışmıştım, açtım youtube dan elektrik süpürgesi sesini, koyduk masanın üstüne. Ana o da ne! Çığlık çığlık bağıran bebe bir anda dut yemiş bülbüle döndü! 
Ohh dedik bir sonraki çığlık faslına kadar güzelce uyuduk.. Ama asıl macera evde yaşanacaktı...

Can'la daha en başında anlaşmıştık, ne Özgür'le aynı odada uyuyacaktık, ne de Can odayı terkedecekti.

Salonda beşiği vardı Özgür'ün, anneannesiyle birlikte kalacaklardı. Beşik dediysem öyle çingene beşiği değil tabi ki, vücudun ileri geri sallandığı tip beşiklerden; müziği, hız ayarı, kumandası bile var, harika! İlk 2-3 hafta çok güzel uyudu, ışık demedi, ses demedi yattı uyudu. Ohh dedim hayallerimin bebeği! 

Sonra gül gibi çocuğun kolik olacağı tuttu! Gaz sancısı bir taraftan, bitmek bilmeyen ağlama krizleri bir taraftan hepimiz perişan olduk.. Kriz geldiği anda sallama, süpürge sesi desteğiyle biraz rahatlamaya başladık. Ama bizimki yine uyumuyor, yenidoğan bebekler günde 20 saat civarı uyurmuş, hiç görmedik çok şükür.. 

Bu arada emzik verdik mecburen istemeye istemeye (iyi ki de vermişiz diyoruz şimdi ). Annem kundak diyor hayır diyorum, ayakta sallayalım diyor hayır diyorum. Sonunda pes ettim, al ne yapıyorsan yap dedim, dedim de kız oldu 3 aylık, kundak yaptırmaz, ayakta güç bela uyur ama eller ah o minicik eller uyandırır bu sefer de.. Annem yazık elleri ellerinde ayağında saatlerce sallardı uyanmasın diye.. 

Daha sonra doktorumuz artık odasında yatması gerektiğini söyledi, iyi tamam da nasıl olacak o iş onu da söylesene? O ara 4 aylık olan Özgür kız, yüzüstü yatmaya başladı, ellerden kurtulduk süper! Yatağına bir uyku arkadaşı koyduk, ama önceleri hiç yüzüne bakmadı, ağız mendilini tercih etti, burnuna dayadı, koklaya koklaya uyudu. 

Özgür'ün kendi kendine uyuması da aslında tamamen tesadüfi bir şey oldu. Şöyle ki, Özgür odasını ve yatağını çok seviyor, orada zaman geçirmekten keyif alıyor. Bu nedenle uyanık olduğu zamanlarda da hep yatağına bıraktım, orada oynarken ederken bir baktık uyumuş..Ertesi gün yine denedik yine uyudu. Yani desteksiz uyumayı çocugum kendi kendine öğrendi. Ama iş bununla bitmiyor tabii ki..

Ben de bu arada kendimi uyku eğitimi konusuna adadım, tüm akımlara hakimim neredeyse.. Can'la Ferber yönteminin bize göre olmadığına karar verdik, ne o öyle dedik bağırta bağırta çocuk mu uyutulur? Hoş bazen Özgür'ün kendi kendini Ferberlediği olmadı değil.. Biz tüm yöntemleri kendimize daha da önemlisi Özgür'e uyarlamayı daha akla yatkın bulduk. Ama en önemli püf noktayı asla atlamadık, hep tutarlı, kararlı olduk.

Mesela uyku eğitimi veren kişiler genelde işe gece uykusundan başlayın, gündüzü sonraya bırakın derler. Ben gündüze öncelik verdim, çünkü uykuları 30 dakikayı geçmiyordu. Önce odasının perdesini değiştirdik, en kalınından ışık geçirmeyen (black out perde diye her yerde satılıyor) perde aldık, oda zifiri karanlık oldu. Bizim apartman oldukça gürültülü, hem o gürültüden etkilenmesin, hem de müzik ruhun gıdasıdır diyerek elektrik süpürgesi sesi yerini güzel bir ninniye bıraktı. Bu arada mendili bırakıp uyku arkadaşına alıştı. Dışarda uyuması gerektiği zamanlarda da hep yanımızda olur.Tabi hergün aynı saatte yatmaya alışık olduğu için dışarı çıksak bile çok sorun olmaz, yeterki dumbo ve emzik yanımızda olsun.. Hiçbir şekilde üstünü örtemediğimiz için bir uyku tulumu edindik. Böylece hem odası cayır cayır yanmamış oldu, hem de biz üşüyor mu diye endişelenmemiş olduk. Sonra hanımefendi uyuduktan 30 dakika sonra tepesine dikilmeye başladım, 'piş pişş' diyerek daha o uyanmadan tekrar uyku döngüsüne devam etmesine yardımcı oldum. Zamanla 30 oldu 35, 45... Böylece gündüz uykuları uzamaya başladı. Ama hiç öyle uzun uzun uyumasına izin vermedim, ona ayrılan süre bitince uyandırdım. Yani iki uyku arası uyanıklık süresi ile uyku süresini gözeterek uyuttum hep. Sonra bir baktık gece uykusu da kendi kendine yoluna girmiş. Uykucu kadınların (uyku eğitimi veren kadınlara kısaca böyle diyorum) dediği gibi akşam 7-8 de yatırmadık hiç. Çünkü Özgür babasına çok düşkün ve daha babasına doyamadan yatırmak bize doğru gelmedi. En geç 9 buçukta uyurdu. Kendi kendine uyuduğu için haliyle destekle uyuyan bebeklere göre biraz daha zaman alıyor uyuması. 

Aslında Özgür'ün desteksiz uyuması biraz da tesadüfi oldu.. Şöyle ki, Özgür odasını ve yatağını gerçekten çok seviyor. biz de sık sık uyanık olduğu zamanlar da bile yatağına bıraktık oynasın diye. Sonra bir gün bir baktım bizim kız sarılmış mendiline uyumuş yatağında! Nasıl şaşırdım, nasıl sevindim.. Ertesi gün yine, bir sonraki gün yine! Mucize gibi! Cocuğum kendi kendine uyumayı öğrenmiş oldu böylece.. O günden sonra (sanırım 6 aylık falandı), bir daha ne ayakta ne beşikte hiçbir koşulda sallamadık.. 

1 yaşına kadar gece beslenmesine devam ettik. Sabahları erken kalkmasın diye sabaha karşı olan beslemesini geç yapıyorduk, böylece gece daha çok uyumasını sağlayabildik. Reflüsü olduğu için gece beslemesini kestiğimizde suyla devam ettik. Özgür çok su içen bir çocuk, gece de bu yüzden çok sık uyanır. Çoğu kez bizden istese de bu aralar kalkıp kendi içip uyumaya devam ediyor. Bu arada uykusu inanılmaz hafif, hemen uyanır ve hiç uyku sersemliği olmaz, ki bu bizi en çok zorlayan durum. Ama diğer taraftan her miklediğinde de koşmadık yanına, dalması için fırsat verdik. Sanırım bu da en az kararlı olmak kadar önemli oldu, ona güvenmek.. Yüzüstü yatmaya başladığı zaman da ona güvendik sadece gözledik, uyumayı öğrendiğinde tekrar kendi kendine dalabileceğine de.. Sonuçta uykuyu seven ve uyumayı bilen bir çocuğumuz oldu..


Haa hep kendi yatağında mı yatıyor, hem evet hem hayır. Geceye önce kendi yatağında başlıyor, sabah gözlerini bizim yatakta açıyor. Uykucu kadınlardan ayrılan bir noktamız daha. Biz Özgürle uyumayı çok seviyoruz, ve bundan seneler sonra bu günleri çok özleyeceğimizi biliyoruz, o yüzden fırsatımız varken kaçırmıyoruz. 


Diyeceğim o ki, uyku işi gerçekten büyük bir macera..