Aylar sonra bahar gelip hava 20 dereceye çıkınca, soluğu Belgrad Ormanı'nda aldık. Neşet Suyu yanında kalabalıktan uzak bir köşede, henüz yaprakları açmamış, renklenmemiş, yeşermemiş olsa da, çamur değil fakat yumuşak ve bazı yerleri çimlenmiş toprak üstüne diktik sarı direklerimizi, rengarenk çemberlerimizi dizdik, toplarımızı hazırladık bowling kukalarını devirmek için. Birkaç ısınma turundan sonra survivor yarışlarımız başladı. 4-8 yaş aralığında 9 çocuk son sürat elinden geleni yapıyordu.

Sizin 3 rakibiniz var dedim, hepsi birbirine baktı. Birinci rakibiniz zaman, ikinci rakibiniz parkur, üçüncü rakibiniz sizsiniz dedim… İnanıyorum ki 4 yaşında bir çocuk bile bu cümleyi yıllar sonra kendi çocuklarına söylerken bulacak kendini. Bazı öğütler, özellikle kısa ve net olanlar akılda kalıyor ömür boyu. Farkındalık yaratıyor. Yarışın ardından hazine avı, halat çekme, ok fırlatma, limonlu kek ve pop-corn yiyerek bol bol su içerek dinlenen çocuklarla önceden ektiğim ve minik filiz haline getirdiğim limon çekirdeklerini, içini toprakla doldurduğumuz mini saksılara ektik, evde sulayın kocaman ağaç olacak dedim. Doğaya katkıyı bu yaşlarda eğlenerek güzel hatıralarla dolu bir günde öğrenmeleri çok önemli. Etraftan topladığımız yaprakları elbise diye düşünüp insan boyayın dediğimde ise yapraktan yarattıkları ağaçlar, palyaçolar, tilkiler muhteşemdi. Yarım saat süren boyama sırasında çocuklar hem yorgunluklarını attılar, hem klasik müzik dinleyerek rahatladılar ve hayal güçlerini kullanarak muhteşem resimler çizdiler.

Okul, ders, ödev, zorunluluklar derken çocuklarımız bir koşturma içinde büyüyorlar; benim @totallykidsclub ile amaçladığım; hem hafta içi hayatın stresiyle boğuşan ailelere, hem de zorunluluklar içinde vakit geçirip boş zamanlarını ipad /TV /play station karşısında geçiren çocuklara; hava nasıl olursa olsun, doğada eğlenmeyi, yarış yaparken üstümüz başımız çamur olsa da keyfimizin kaçmasına değmeyeceğini, minicik limon çekirdeğinin doğaya kocaman katkısını, çöpleri toplayıp doğayı bulduğumuz gibi bırakmanın önemini, yenilsek de yensek de doğada hep mutlu olduğumuzu, sanat yaparken en çok doğadan ilham aldığımızı, ailemiz, arkadaşlarımız hatta yeni tanıştığımız herkesle açık havada paylaştığımız anların bizi her andan daha çok mutlu ettiğini, sağlık için, sevmek için toprağın, yaprağın önemini, kalabalıkta bile doğada kendimizi dinlemenin mümkün olduğunu, çocuklar bize emanet edildiğinde ebeveynlerin iki saat da olsa yalnızca kendilerine zaman ayırmanın onlara ne kadar iyi geldiğinin farkına varmalarını sağlamaya çalışmak ve çocukların ve ailelerin mutlu olması için yaratıcılığımı sonuna kadar kullanmak…

En büyük hayallerimden birini daha gerçekleştirmeye başladığım bu günlerde dileğim, bir yılda en az çöp nasıl biriktirilir konusunda eğitimler verilen ve bir bardak kadar çöp çıkmasını sağlayan (geri dönüşüm malzemesi hariç) uzmanların sınıflarının dolup taştığı şu günlerde; herkes doğaya daha çok sahip çıksın, doğada daha çok vakit geçirsin, çocuklar daha çok eğlensin, daha mutlu olsun…

Sevgiyle kalın.

Hanen Nazlı Hayfavi