Doğum fotoğrafçısı, baby shower , organizasyon şirketi, akın akın akraba dolusu ziyaretçiler...

Lüksün de lüksü durumlar..

Prematüre dünyaya geldiyseniz şöyle tüllü dantelli odalarda fotoğrafınız yoktur. Doğum denilince aklıma saatlerce doğumhanede "neden ben?" diye ağladığım gelir.

O dezenfektanın kokusu burnuma gelir. O yoğun bakımdaki cihazların sesi kulağımdan gitmez. Ve hep dizlerim titrer. Felaket tellalı insanımız, aman evlerden ırak olsun falancanın çocuğunun kalbi, gözü, böbreği, yürümesi.... En kötüler moral vermek adına anlatılır.. Yine sen iyisin, nice çocuklar var cümlesi deler geçer yüreğimi. Başka bebeklerin ağır durumları ile kıyas yapıp mutlu olmam istenir. Başkasının acısı üzerinden sevinilir mi? Tanımadığım, annesini bile bilmediğim bebeklere de ağlardım orada... Yoğunbakımda pek isim yoktur. Soyismi ile çağırılır bebekler. Küvöze soyisminizi yazarlar. Öyle sıkıntılı günlerdir ki çoğu anne baba haftalar geçtiği halde kimliği daha çıkartamadık der. Niye yok bu çocuğun daha kimliği, kimliksiz yatış yapamam demez kimse. Diyemez belki de... Çünkü ne desen ağlamaklıdır sesler, çocuğun bugün iyi desen ağlar burda anneler, kötü desen daha çok ağlar. Kendini koca dünyada yalnız hissedersin ama her doğumun yüzde 10'u erken doğumdur. Kimisi geç prematüre kimisi erken prematüre. Prematüre doğanlar uzun süre hastaneleri ev yapar. Pek çok organın takibi yapılır düzenli. Ama her takibe gitmek çok zordur.

Ya ... Ya... Ya... Mücadeleci çocuklar her şeyin üstesinden gelir ama...