1 Temmuz sabahı bebeğim 32+6 haftalık 1860gr 46 cm ile yoğunbakıma merhaba dedi iki doz akciğer geliştirici aldığımdan olabilir,solunum sıkıntısı yaşamadı ama tedbir amaçlı iki gün oksijen desteği aldı. Doğum öncesini anlatmıştım.Artık bebeğim kuvezde çok şükür yaşam savaşı vermiyor ama ciddi bir büyüme ve kilo alma mücadelesi veriyordu. Nekadar çabuk kilo alırsa, büyürse yoğun bakımdan o kadar çabuk çıkacak, yavruma o kadar erken kavuşacaktım. Hergün bebeğime başlarda bikaç damla, sonradan torba torba gelen sütü götürüyor kalan zamanlarda da telefonla bugün nasıl diye arayıp hemşirelere durumunu soruyordum. Kilo almasında en büyük etken benim sütümdü. Sütüm artmıştı artmasına ama yeterince besleyici miydi birtürlü emin olamıyordum. Bir eksiklik var mı diye test yaptırdım, sağlam olsun diye birdaha yaptırdım ama manyaklığımı kimse anlamasın diye tabii ki başka bir hastanede yaptırdım. Değerlerim her ikisinde de gayet iyi çıkmıştı ama onlara güvenecek değildim elbette, her gün kalsiyum, demir, propolis, balık yağı ve multivitamin almaya devam ediyordum. Ortada bebeğime bir an önce kavuşmak yada haftalar sonra kavuşmak gibi bir gerçek vardı. Kendime yaptığım dopingden midir bilmiyorum ama yavruma kavuşmak için haftalarca beklemem gerekmedi 17.günün sonunda 2 hafta diyelim :) evimize gidebilmiştik.

   Emme refleksi gelişmemiş bebeğim için önce beslenme hortumu kullanılmış, emme alıştırmaları yapılmış, ardından da biberonla beslemeye geçilmişti. Emzirmek belli bir kiloya gelene kadar yasaktı. Bebeği yoran bir aktivite olan anneden emerek beslenmek nedense biberondan yapılınca sorun teşkil etmiyordu. Bu da beni hem bebeğin kuvezde kaldığı sürede hem de evde geçirdiğimiz ilk haftalarda süt pompasına bağımlı hale getirmişti. Pompa bebek gibi değildi. Bebeğin ufak bir eforla getireceği sütü pompayla dakikalarca getirmek için uğraşıyorsun. Vakumun gücü malesef acı çekmeme ve yaralara sebep oluyordu ama vazgeçmek bırakmak aklımın ucundan bile geçmedi her, bebeğin anne sütüne ihtiyacı vardı. Benim kızımınsa daha çok. Böyle düşündükçe makinaya daha çok sarılıyordum ve bebeğime daha yakın hissediyordum, bebeğimle aramdaki tek bağ o makinaydı.

   Şu an emziriyorum, emzirebilmem ve bebeğimin emmeyi kabul etmesi şansım oldu. Bebeği evimize getirdiğimiz andan itibaren doktorların “3 kilo  oluncaya kadar biberonla besle ancak alışması için hergün birkaç dakika emzirmeyi dene'' söylemlerine istinaden hergün emzirme denemeleri yaptık. Bebeğim de sanki bunu bekliyormuş gibi hiç itmedi ve emmeyi kabul etti ama dediğim gibi sadece birkaç dakika deniyor, normal beslenmesini yine biberonla yapıyordum.           

 

   Emzirebilme konusunda şunu tekrar belirtmek isterim ki emzirebilmemi sadece şans olarak değerlendiriyorum çünkü her anne bebeğini emzirmek ister ve bunun için her yolu inatla dener bundan eminim. Annenin bu kadar istemesine, inadına ve tüm tekniklere rağmen asırlardır emziremeyen anneler ve emmeyi reddeden bebekler varsa emzirebilmek sadece şanstır.. Bu şansı yakalayamayan,eğer sütü varsa, süt sağarak bebeğine anne sütü vermeye çalışan ve bunu aylarca başarabilmiş anneler, büyük fedakarlık yapanlardır. Bir de inat etmiş, bin tür yöntem denemiş, envai çeşit zorluğun üstesinden gelip başarabilmiş anneler var, onların yaptıkları fedakarlık  yine çok büyük ancak ben ilkini yaşadığım ve şahit olduğum için emziremeyip bebeğine anne sütü verebilmek için çabalayanların sesi olacağım :) Ben bunu sadece 1 ay yaşadım ama zorluğunu anlayabilmek için birgün yapmak bile yeterlidir sanırım. Hep emzirebilmeyi ,emziremezsem ne kadar üzülebileceğimi ve süt sağarak ne kadar dayanabileceğimi düşündüm durdum.. Zor iş arkadaşlar, mesela sütünü sağarak bebeğine veren bir anne için aşamalar şöyledir;

Pompayı kurar,(biberonları makinaya takmak, yerleştirmek) 

Sütü sağar

Buzluk poşetinin üzerini gün saat olarak yazar

Sütü buzluk poşetine koyar

Poşeti adeta bir arşiv gibi gün ve saat sırasına göre buzluğa koyar

Bebeği beslemek için buzluktan (arşivden) gün saat sırasına göre süt çıkarır

Sütü ılıtmak için su ısıtır

Benmari usulü sütü ılıtır

Biberona koyar,

Bebeği besler

Süt sağdığı ve bebeğini beslediği bir yığın bulaşığı sterilize eder

 

ve bunu sabah 6 da yapar gece 4 de yapar,özellikle ilk iki ay her iki saatte bir yapar. Süt sağma makinasını götüremeyeceği yada süt sağamayacağı  için gerekirse 6-7 ay evden çıkamaz. Herşeyden kötüsü ise bebeğiyle kuracağı en güzel teması kaçırdığını bilir. Günlerce belki aylarca beklediği, hasret duyduğu, yoğun bakımdan eline tutuşturdukları iki parça kirli kıyafetine sarılıp uyuduğu bebeğiyle kuracağı en güzel iletişimi en güçlü bağı yaşayamadığını düşünüyordur ve o bir annedir. Bir de neredeyse gece uykusundan bile uyanmadan bebeği emzirip yerine koyan, memesini götürebildiği heryere gitme özgürlüğü içindeki bir birtakım-bazı-annelerin abuk sabuk önerilerine pratik fikirlerine katlanır. Şöyle tut, böyle aç bırak diyenleri bir kenara bırakıyorum “bunu istemelisin tatlııım inanmalısııın “diyeni duydum ya. Halbuki sen istemek nedir bile bilmiyorsun bebeğim...,hiçbirşeyi böyle istememişsindir.... bu durumu yaşayan bir anne için emziren bir kadına bakmak bile yeterince üzüntü vericiyken bir de zaten denediğiniz yöntemleri dinlemek ve kırmamak için "hı hı aynen haklısın" deyip gülümsemeye çalışmak gerçekten çok yıpratıcı. Birçoğu iyi niyetli biliyorum hatta benim etrafımda  bilip bilmeden emzirmeye teşvik etmeye çalışan birçok insan iyi niyetliydi, çektiğim zorluğu zahmeti gördükçe üzülüyor çare olmak istiyorlardı ama onlar anlatırken “emzirmemem lazımmış,doktor 3 kiloyu geçmeden emzirme dedi, ne biliyim öyle dedi, bence de halt etmiş ama öyle yani kaç sene okumuş adam bir bildiği vardır heralde, evet arada deniyorum, yok yok unutmaz,tiksinmez niye tiksinsin annesiyim ben onun, emzirsem öyle bir emiyor ki teyzesi ohoo seninki de neymiş benim kızım çok düşkün bana çokkk..vs.... “diye açıklamaya,kendimi ispatlamaya ,farkında olmadan hesap vermeye çalışıyordum hatta bazen ne diyeceğimi bilemediğim yerlerde resmen saçmalıyordum . Yani

yo- ru- lu- yor- dum!  

 

İş doktor önerisinden emzirmemekle bitmiyor ki  bunun sütü gelmeyeni var. Bebeğin kabul etmemesi, ilaç kullanan anneler, sağlık sorunları yaşadığı için emziremeyeni var..var da var...insanlara işin iç yüzünü anlatabilmek için nasıl zorlandıklarını düşünebiliyor musunuz? 

 Gerek yok canım teyzelerim ablalarım annelerim vs.. 

 

    Gerçekten soruna ilişkin devrim niteliğinde bir yöntem duyduysanız, elinizde piyasada olmayan yepyeni bir ilaçla geldiyseyseniz, işinde uzman birinden bir teknik öğrendiyseniz     ve oracıkta uygulayabilecekseniz elbette paylaşın. 

   Yardıma çok ihtiyacımız var. 

 

    Ama “Nurten in gelini 5 bin dolara bir uzman kadından emzirme danışmanlığı aldı, siz de yapın,Amerikada şöyle bi ilaç var, adını bilmiyorum ama  okyanus ötesinden bulun         getirtin, bilmem hangi ülkede annesütü bankası varmış benden söylemesi” gibi hiç bir işe yaramayacak, zaten yetersiz hisseden bizleri daha da yetersiz hissettirecek şeyler söyleyecekseniz lütfen sessiz kalmayı, gülümsemeyi, boğazından belki 15 gündür ev yemeği geçmeyen anneye yemek yapmayı, bulaşığını yıkamayı vs deneyin. Böylece hem hayatını kolaylaştırmış, hem iki dakikalığına ona nefes aldırmış, hem de dinleneceği için sütünün artmasına yardımcı olmuş olursunuz.  

   Bu yazıyı hem kendi yaşadıklarımdan, hem de her iki doğumunda da 7ay boyunca süt sağarak hem kızına, hem  ikiz bebeklerine anne sütü vermeyi başarmış süper kahraman bir anne ,ablam Hülya Karadeniz'den hareket ederek yazdığımı belirtmek isterim...son olarak emzirebilen,emzirmek için çabalayan, başaran, başaramayan, yapamamış olsa dahi evladına süt verebilmek için uğraşan, ne yaptıysa olmayan, bir türlü sütü gelmeyen, süt  veremese de kalbinden fışkıran yüce sevgiyi formül mamaya katıp dünyanın en besleyici mamasını hazırlayan bütün fedakar analara selam ederim...